Temelden Paragraf

ÖSYM Tarzı Makaleler – Yazılar 39

ALGORİTMA KARŞISINDA İNSAN

Kullandığımız sosyal medya platformlarında hangi içeriğin önümüze düşeceğine algoritmaların kendi başına karar vermesi, genel otomasyon sürecinin medya boyutunun gerçekleşmesini sağlamaktadır. Medyanın otomasyonu ise geleneksel içerik biçimlerinin ötesine geçerek bireyle diğer bireyler ve bireyle nesneler arasındaki etkileşime aracılık eder. Böylece gündelik yaşamın “medyatizasyonu” ve “enformatizasyonu” gerçekleşmiş olur. Gündelik hayatın medyatize olması, birbirine de bağlı olan iki temel süreci tetikler; mahremiyetin kaybı ve gözetim. Kişisel yaşamlar gitgide daha fazla dışarıya açılır çünkü medya üretiminin tüm topluma yayıldığı bir dünyada insanların içeriğe dönüştürebileceği ilk şey düşünceleri ve kişisel yaşamlarıdır. Bununla bağlantılı olarak gözetimin dışarıdan bir güç eliyle organize edilmesine gerek kalmaz. Böylelikle hali hazırda büyük verinin devasa olanaklarına sahip olan gözetim, daha yaygın ve kesintisiz hale gelir.

Algoritmalar, sadece geçmiş ya da mevcut durum üzerinde hesaplamalar yapmaz, kullanıcının ya da onunla benzer çevrim içi davranışlara sahip olanların eylemlerini inceleyerek, bir kişinin henüz yapmadığı bir şeyi de tahmin etmeye çalışır. Bu nedenle artık bir izleyici kitlesinin boyutlarını saptamak ya da o kitleyi uzmanlık gerektiren bir analizle yorumlamak eskisi kadar gerekli değildir. Bunun yerine çevrim içi davranışların izlerini takip ederek kullanıcının olası eylemlerini tahmin eden profiller oluşturulmaktadır. Ancak algoritmalar, bu profilleri oluştururken, geniş ve karmaşık sosyolojik özellikleri, insan davranışlarının arkasında yatan sebeplerin neler olabileceğini dikkate almaz. Algoritmaların kendi mekanik kavrayışları içinde tanımladığı toplum ve toplumsal ilişkiler alanında, insanları, varlıkları ve olayları birbirine bağlayan sadece onların kendi öznitelikleridir. Böyle bir tanımlanışın içinde insanlar yalnızca belirli özelliklerine göre farklı birtakım kümelerin içinde var olabilir

Algoritmik kültüre geçişle beraber topluluklar daha küçük ve atomize hale gelecektir. Geçmişteki kitlesel olgu ve hikâyeler yerini daha küçük, daha bireysel ama daha çabuk uçup giden kültürel ürünlere bırakmaktadır. bilgisayımsal tahmin ve yönlendirmelerle insani seçimler ve davranışların karşılıklı olarak sonsuza doğru uzanan ilişkisi, insanların kendi hayatlarına karşı giderek daha fazla yabancılaşmasına neden olmaktadır. Hristova vd.’ne göre algoritmaların varlığı genişledikçe insani eylemlerin etkinliği azalır. İnsanlar, algoritmanın yetenekleri karşısında yetersiz ve dezavantajlı bir konuma düşer. Dolayısıyla algoritmik kültür, bilinen anlamlarıyla kültüre karşıt bir işlev görerek uyumsuzluklara ve kopukluklara neden olur.

Modern dönemin başlangıcında rasyonalitenin yükselişinde olduğu gibi günümüzde de algoritmaların yükselişi bağlamında bilimsel ve teknolojik ilerleme sıklıkla vurgulanırken bunların getirdiği olumsuzluklar halının altına süpürülmektedir (Hong, 2020: 38). Bir zamanlar modernitenin araçsal aklına duyulan güvenin sonuçlarını insanlık 20. Yüzyıldaki iki dünya savaşı ve sonrasında yaşananlarla deneyimlemiştir. Algoritmik akla duyulan güvenin sonuçlarını henüz tam anlamıyla görmüş olmamakla beraber geçmiş deneyimler, bazı şeylerin sinyalini önceden verebilir. Algoritmaların kararlarının koşulsuzca meşrulaştırılması, bir yandan büyük veriye, yani sözüm ona “kitlelerin kararına” işaret edilen bir indirgemeciliği de barındırmaktadır. Bu açıdan durum, rasyonalitenin yükselişinden sonraki dönemle dikkate değer bir benzerlik taşımaktadır.

İçerdiği olumsuzluklara rağmen algoritmik kültüre “apokaliptik” bir yaklaşımla bakmak eleştirel çalışmanın inandırıcılığını azaltacak ve bütünlüklü bir perspektif oluşturmayı zorlaştıracaktır (Chakraborty, 2020: 70) Algoritmaların hayatımızda gerçekten de kolaylaştırdığı sayısız şey vardır. Hatta bu tez çalışması da onlardan biridir. Google Scholar örneğindeki gibi algoritmalar olmasaydı bu tür bir çalışmayı yapmak şimdikinden katbekat fazla zaman alabilirdi. Bu nedenle algoritmalarla ilgili çalışmalarda ve onların yaratacağı geleceğe dair öngörülerde, hem şeytanlaştırmanın kolaycılığından hem de teknolojinin büyüsüne kapılma tehlikesinden kaçınmak önemlidir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir