ÖSYM Tarzı Makaleler – Yazılar 48
YAPAY ZEKÂ ve AHLAKİ TARTIŞMALAR
Yeni olan teknolojilerin gündelik yaşama uyumlu hale getirilmesi, beraberinde ahlaki bütünlükle alakalı problemleri de ortaya çıkarmaktadır. Yapay zekâ kullanımı yaygın hale geldikçe, yapılmış olan itirazlar ve tereddütler ile öne çıkan karmaşık haldeki etik problemler gündem olmaktadır. Örnek vermek gerekirse yapay zekânın otomatik sürücülü arabaları etik problemleri ortaya çıkarmaktadır. Yapay zekâyla sürücüsüz araçlar ya da insan müdahalesi bulunmadan öldürmeye kodlanan otonom haldeki silahlar “katil robotlar” olarak düşünülmektedir. Yapay zekâ uygulamalarında bu konu bugün hala üzerinde tartışılan bir konudur. Yapay zekâda ahlaka odaklı olan tartışmaların büyük bir kısmı, ahlaki bakımdan incelenmesi gereken konuları içermektedir. Bu konulardan en önde geleni ise yapay zekâya sahip olan makinelerin insanlara ve farklı canlılara zarar vereceği ya da vermeyeceği konusundaki ahlaki tartışmalardır.
Yapay zekânın klasik olan ahlak kavramlarını, ahlak kuramlarını ve etik yaklaşımlarını tekrardan tanımlama imkânına sahip olduğu göz önüne alınırsa, makinelerin etik olarak bir güvence olmadan özerk bir biçimde çalışma olanağı neredeyse tüm insanları endişelendirecek bir durumdur. Bu sebeple yapay zekâ ve ahlak kavramının daha detaylı bir şekilde incelenmesi, gelecek dönemlerde de bu incelemenin sürmesi gerekmektedir.
Temelde bütün teknolojilerde olduğu şekilde yapay zekâ da bir yapı ortaya koymaktadır. Fakat yapay zekânın toplum ve kişi yaşamına yıkıcı veya yapıcı etkisi onu kullanırken ya da tasarlarken benimsenen etik ve ahlaki tercihler ile bağlantılıdır. Yapay zekâ donanımlı olan sistemlerin, insanlığın, farklı canlı türlerin ve gezegenlerin ortak iyiliğini esas alarak oluşturulması, etik kaygılar ve sorular hususunda sergilenen hassasiyet ile bağlantılıdır. Yapay zekânın ahlak ile ilgili olarak sorulan sorulara vermiş olduğu cevaplar insanları korkutacak ya da endişelendirecek tarzda değildir, ancak gelecek dönemlerde daha fazla veri bilgisi ve veri transferi ile ahlaki kararların ve etik düşüncelerin nasıl bir şekil alacağı net olarak bilinmemektedir. Yapay zekâya sorulan ahlaki sorulara vermiş olduğu yanıtlar genellikle realist ve duygusallıktan uzak olarak mantık çerçevesinde verilen cevaplardır. Herhangi bir insanın uzun bir süre üzerinde düşüneceği ahlaki ve zor sorulara yapay zekâ çok kısa bir süre içerisinde mantık ve duygusallıktan uzak bir şekilde yanıt vermiştir. Bu da yapay zekânın gelişimini göstermektedir.
Yapay zekâ sistemlerinin etik olarak değerlendirilmesinin sorumluluğu belirli bir sıra ile belirlenmiş aktörlere aittir. İlk olarak, yapay zekâ uzmanları, geliştirilen sistemlerin etik standartlara uygun olmasını sağlama noktasında önemli bir rol oynamaktadır. Bu uzmanlar, algoritmaların tasarımından uygulanmasına kadar bir dizi aşamada etik prensipleri gözetmekle yükümlüdürler.
Yapay zekâ uzmanlarından sonra, kullanıcılar da etik sorumluluktan pay almaktadır. Kullanıcıların yapay zekâ sistemlerini kullanırken etik kurallara uymaları ve bu sistemlerin olası etik sorunlarını anlamak konusunda bilinçli olmaları gerekmektedir. Yapay zekâ sistemlerinin etik dışı kullanımını önlemek ve bu teknolojinin toplum üzerinde olumlu bir etki bırakmasını sağlamak, en az yapay zekâ uzmanlarının sorumluluğunda olduğu kadar kullanıcıların da sorumlulukları arasında yer almaktadır.
Ancak vurgulanan bir diğer önemli nokta, yapay zekâ sistemlerinin tam anlamıyla etik bir varlık olarak kabul edilemeyeceği gerçeğidir. Yapay zekâ, programlandığı etik kuralları takip etmekte ve bu kurallara göre işlem yapmaktadır. Ancak yapay zekâ ürünleri insanlar gibi özgün bir etik bilince sahip değildirler. Bu nedenle yapay zekâlara aşılanmak istenen etik sorumluluğun öncelikle insan aktörler üzerinde değerlendirilmesi gerekmektedir. Tasarımı ahlaki kodlarla gerçekleştirilen yapay zekânın programlamasının gerçekleştirildiği etik kurallara uygun olarak işlem yapması söz konusudur. Bu bağlamda kodlardan bağımsız özgün hareket ve düşünce becerisine sahip olmayan yapay zekâlar etik olanı ayırt edememektedir. Programcıların onlara sağladıkları veriler üzerinden hareket eden yapay zekâ sistemleri, programlayıcı tarafından, etik bir karar vermek için gerekli olan eksik veya yanlış bilgilerle programlanmışsa, sonuçların istenen etik değerlere uygun olmaması söz konusu olabilmektedir. Bu doğrultuda programcılar, etik kuralları açık bir şekilde tanımlamış olsalar bile her olası durumun öngörülmesindeki ve kodlanmasındaki zorluk göz önünde bulundurulduğunda, sistem beklenmeyen durumlarla karşılaştığında etik olmayan kararlar verebilmektedir.
Yapay zekâ sistemleri, dinamik bir çevrede çalışmaktadır. Ancak, başlangıçta etik olarak kabul edilen bir durum, değişen koşullar altında etik dışı hale gelebilmektedir. Yapay zekâ sistemleri bu değişimlere ayak uyduramayarak değişen etik normlara adapte olamamaktadır. Özerk karar alma mekanizmasına sahip yapay zekâ sistemleri istenmeyen etik sonuçlara yol açabilmektedir. Bu hususta programcılar, sistemin belirli durumlarla nasıl başa çıkması gerektiğini belirlemek için daha karmaşık ve adapte olabilir algoritmalar oluşturmalıdır.
Bu nedenlerle, etik kodlarla tasarlanmış bir yapay zekâ bile her zaman etik bir şekilde davranamayabilir. Bu durum, yapay zekâ geliştiricilerinin sürekli olarak sistemlerini güncelleyip iyileştirmeleri, kullanıcıların da sistemlerin etik sınırlamalarını anlamaları ve geliştirmeleri gerektiği anlamına gelmektedir.
