ÖSYM Tarzı Makaleler – Yazılar 52
MÜZİĞİN EĞLENCE YAŞAMINA ENTEGRASYONU
19. yüzyılda genelde sanat, özelde müzik alanında avangart ön planda iken 20. yüzyıl müziğin kitleselleşmeye başladığı bir yüzyıl olarak karşımıza çıkmaktadır. Bunun en önemli sebebi ise müzik alanındaki teknolojik ilerlemeler ile basım ve yayın tekniklerinin gelişmesidir. Müzik orkestralarının ve bandoların da çoğalması müzik eserlerinin sayısının artmasını sağlamıştır. Müzik çalarların icadı ile birlikte gündelik yaşamda yer almaya başlaması müziğin kitleselleşmesinde etkili olmuştur. Öte yandan müzik, eğlence ve dans ile ilişkili olmaya başlamış ve müzik yayını eşliğinde kitlelerin katılımıyla dans etkinlikleri yaygınlaşmıştır. Dolayısıyla öncelikle bu bölümde müziğin kitleselleşme süreci ele alınacaktır.
Bu bağlamda kapitalizme paralel olarak müzik, eğlence sektörünün, dolayısıyla kültür endüstrisinin bir aracı olarak kitleselleşir. Bu noktada artık müzik bayağılaşır ve metalaşır. Böylece, avangart müzik 19. yüzyıldaki gücünü yavaş yavaş yitirmeye başlar. Müzikteki bu kitleselleşmeyi yüzyılın başında popüler olan, özellikle Amerika’da blues ile başlayan müzik biçimleri ile görmemiz mümkündür. Blues, Amerikalı siyahi insanların köle olarak çalıştırıldığı dönemde protesto niteliğinde bir alt kültür müziği iken, 20. yüzyılın ilerleyen yıllarında kendinden türemiş caz, rock’n roll ve rock gibi müzik biçimleri ile popülerleşmiş ve kitleselleşmiştir.
Müziğin kitlelere doğru yaygınlaşması onun ticarileşmesi sürecinden ayrılamaz. Bugün dahi aynı anlamda kullandığımız popüler müzik, 19. yüzyılın sonunda doğmuş 20. yüzyılın başlarında ‘Tin Pan Alley25’ de hazırlanmıştır. O dönemlerde bile büyük kitlelerin hedef alınması, müziğin pazarlanması ve tüketimi anlamında kanalların oluşturulması önem arz etmektedir. Bu merkez geliştirdiği teknik ve yöntemler ile müzik endüstrisinin doğuşu bağlamında önemli bir oluşumdur. Endüstri devrimi zaman içerisinde üretim ilişkilerini ve bu bağlamda toplumsal yapının değişmesini nasıl sağladıysa müziğin popülerleşmesi de müziğin temsilini, dağıtımını dönüştürmüş ve alımlanmasını tüketime çevirmiştir
Tin Pan Alley’in, gövdesini siyahi müzisyenlerin oluşturduğu afroamerikan müziğinin yayılmasında ve müziğin kitleleşmesindeki rolü göz ardı edilemezken, öteki taraftan fabrikalardaki bant üretimi sonucunda ortaya çıkan bir meta gibi olmasındaki payını da hatırlatmak gerekir. Bu metalaşmış müzik klasik Batı müziğinden, Meksika tangolarından, etnik müziklerden, country müzikten bir takım öğeler alınıp içimleselleştirilmiştir (Finkelstein, 1986). Dolayısıyla bir zamanlar içerisinde samimi duyguları barındıran folk müziği 1910’lar ve 1920’lerde bu ticari organizasyonların etkisiyle dönüşüme uğramış ve popülerleşmiş bir müzik türü haline gelmiştir.
Finkelstein’e göre, 1930’lar ve 1940’lar da ise bu popüler ve dans müziği; fonograf plak endüstrisi, sinema endüstrisi ve radyo endüstrisi elinde tekelleşmiştir (Finkelstein, 1986). Dolaysıyla bu durum bir yönüyle geçmiş dönemin “sanat” müziğinin aristokrasinin hâkimiyeti altında bir “zanaat” müziği gibi olmasına benzetilebilir. Arasındaki fark ise “zanaat” müziği ticari bir kaygı olmadan bir kesime hitap ederken; bu müzik ise, ticari amaçlar doğrultusunda geniş kitlelere hitap etmektedir.
Bu bağlamda, 19. yüzyılın ortalarından sonra kitlesel popüler müzik kültürünün oluşmasını tetikleyen etmenler 3 madde altında toplanabilir. Birincisi, Batı Avrupa’da gelişmekte olan orta sınıfın yüksek kültürün temsilcisi olma çabasıdır. Bu maksatla sanatla ve özelikle müzikle ilgilenmek, evinin oturma odasında piyano bulundurmak yüksek kültür göstergesidir. İkinci etmen, artan zenginlik ile büyük bir müzik tüketimi piyasası oluşmuştur. Başlangıçta bu tüketim evlerde kullanım için basılı plak biçimindedir. Üçüncü etmen ise, otomatik pikap ve piyano vb. teknolojik aletler ile kitlesel müziğin çoğaltılması ve de daha çok yayılmasıdır. Bunlardan en önemlisi ise plak üzerine ses kaydı yapılarak çoğaltılmasıdır. Bu noktada sadece bestenin değil, icracının kendisinin de önemi artmıştır. Teknolojik ilerleme ile birlikte zenginliğin artması bu bağlamda Amerika’yı ön plana çıkarmıştır. Amerika’dan ise batıya ve diğer yerlere yayılmıştır. Bu yayılmanın bir diğer önemli unsuru ise 2. Dünya savaşı sırasında Avrupa’da olan Amerikan askerlerinin varlığıdır
Müzik kayıtlarının ve plak endüstrisinin kökenleri on dokuzuncu yüzyıla kadar uzanır, ancak baskın müzik aleti olarak gramofon plağının ortaya çıkışı 1. Dünya Savaşı’ndan sonra olmuştur (Lull, 2000, s. 74). Gramofonun icat edilmesi ile birlikte şarkılar sadece dans pistlerinde değil evlerde de çalınır oldu. Dolayısıyla hit müziğinin gelişimi bundan önemli ölçüde etkilendi. Toplumsal bir olgu ve birlikte zaman geçirmenin aracı olan müzik 1925’de elektrikli kayıt dönemiyle tüketim malzemesine dönüşmüştür. Dönemin popüler şarkılarının hemen piyasaya çıkması, ticaretini ve dolayısıyla bir endüstri ürünü olmasını beraberinde getirmiştir. Dolayısıyla dans, müzik, ticaret ve teknoloji popüler müziğin, hayatın her anına nüksetmesini sağlamıştır. Popüler müzik tarih sahnesinde daha öncelerde ortaya çıkmasına rağmen bu dönemde plak endüstrisi ile zirvelere çıkmıştır (Wicke, 2006). Plak endüstrisi, kitle iletişimini sağlayan diğer elektrikli ürünler endüstrisi içerisinde bir öncüldür. Bu bakımdan diğer elektrikli işitsel ve görsel kitle iletilişim araçlarının gelişimi ile bağlantılıdır (Lull, 2000). Zira müziğin kitleleşmesinde sırasıyla bu icatların ve endüstrilerinin payı önemli ölçüde büyüktür. Ayrıca “yeni kitle iletişim araçlarının eğlence dünyasının sosyal ve ekonomik örgütlenişi üzerinde büyük bir etkisi olmuştur”
Bu noktada, müziğin kitleleşmesinde yani Amerika’dan batıya yayılmasında kitle iletişim teknolojisinin gelişiminin etkisini ortaya koyduktan sonra cazın tarihsel gelişimine odaklanmamız gerekir. Çünkü caz, çıktığı topraklarda kabul görmüş bir müzikal form olarak gramofon ile aynı dönemin ürünüdür. Müziğin kitleleşmesinde her ikisinin de rolü kaçınılmaz olmuştur.
