Temelden Paragraf

ÖSYM Tarzı Makaleler – Yazılar 73

BED-i BESMELE TÖRENİ

Lügat manası ile “Besmeleye başlama” demek olan Bed’-i Besmele, şehzadelerin okumaya başlatıldığı gün yapılan bir dua töreni idi. Osmanlı sarayında şehzade ve sultanlar beş veya altı yaşına bastıklarında kendilerine bir hoca tayin edilerek tahsile başlattırılırdı. Osmanlı şehzadeleri gelecekte saltanat tahtına oturacaklarından en iyi şekilde eğitim alırlar, en iyi hocalardan ders görürlerdi. Bu yüzden bütün devlet erkânının katıldığı bir tören düzenlenir, şehzadelerin muvaffak olması için dualar edilirdi. Bed’ -i Besmele merasimi, bir şehzadenin olduğu gibi, birkaç şehzadenin birden okumaya başlaması için de yapılmıştır. Sultanların öğrenime başlaması ise, saray içinde yapılan bir törenle olur; devlet erkânı davet edilmezdi.

Okuma çağma gelen şehzadeye bir hoca tayin edildikten sonra sadrazam, şeyhülislam, kaptan paşa, kadı askerler, Ayasofya şeyhi, diğer meşayıh ve ulemaya bir gün öncesinden çavuşbaşı tarafından tezkireler gönderilerek davet edilirlerdi. Merasim için genellikle sarayın etrafındaki köşklerden birisi tören mahalli olarak tespit edilerek (çoğunlukla sarayın içindeki İncili Köşk’ün önünde) buraya sadrazam için bir çadır, şeyhülislam için bir çadır, nakibüleşraf ve sadreyn efendiler için bir çadır, yeniçeri ağası, defterdar efendi, reisülküttab ve çavuş başı ile diğer davetliler içinde ayrı çadırlar kurulurdu. Bu arada, Matbah-ı A.mire’ye iki gün öncesinden hazırlık yapılması için haber verilirdi. Güneş doğduktan yarım saat sonra davetliler gelip kendileri için ayrılan yerlere oturduktan sonra, teberdarlar tarafından tatlı ve kahve ikram edilirdi. Daha sonra, Matbah-ı Amire’den ağası vasıtasıyla yemekler gelip sofralar kurulurdu. Sadrazam, şeyhülislam ve darüssaade ağası bazen bir sofrada yerken, nakibüleşraf, kadıasker ler, Ayasofya şeyhi, yeniçeri ağası, defterdarlar, reisülküttab, çavuşbaşı, tezkireci efendiler, müteferrika, ülema ve diğer davetliler yemeklerini kendileri için ayrılan çadırlarda yerlerdi.

Yemekten sonra herkes sadrazamın çadırının önünde mertebelerine göre toplanarak sıraya geçerlerdi. Sadrazam kallavi ve mevsimine göre ferace kakım veyahut samur kürk; şeyhülislam, nakibüleşraf, ve sadreyn efendiler örf ile; yeniçeri ağası, defter darlar, reisülküttab ve çavuşbaşı ağa selimi; tezkireci efendiler, gedikli müteferrikan ve çavuşan mücewezeleriyle dururlardı. Padişahın teşrif edeceği haber verildiğinde, reisülküttab efendi ve çavuşbaşı hemen karşılamaya çıkarlardı. Padişah, sofa tarafından teşrif ederek teşrifat üzere selimi giyer; önünde rikab ağalan, sol tarafında silahdar ağa olduğu halde gelirdi. Padişahın geldiğini gören sadrazam, süratlice gidip padişahı karşılayarak yer öper ve alkış olunurdu. Sadrazamın ardından, şeyhülislam da padişahın karşılamasına çıkardı.

Tören eğer saray içerisindeki köşklerden birinde olursa, yakın olan köşklere padişah yürüyerek· gider ve köşke girerken herkes ayağa kalkıp biraz yürüyerek padişahı karşılarlardı. Padişah atla geldiğinde, sadrazam rikab-ı hümayunda, darüssaade ağası ve şeyhülislam binek taşında dururlardı. Padişah attan indiğinde, sağ tarafına sadrazam, sol tarafında darüssaade ağası, bu minval üzere çavuşların alkış tuttuğu sırada içeri girip oturur ve şehzadenin getirilmesi için emir verirdi. Bunun üzerine bütün davetliler kalkıp Orta Kapı’ya, oradan da yürüyerek Babüssaade’ye giderlerdi. Sadrazam ve şeyhülislam, şehzade gelinceye kadar burada biraz dinlenirlerdi.

Padişahtan şehzadeyi getirme izni alan darüssaade ağası, bol yenli kürk ve kavuklu sarık ile atına binip Çizme Kapısı’ndan çıkar ve Orta Kapı’ dan gelip harem-i hümayundan şehzadeyi alırdı. Şehzadenin destarmda sorguç ve beyaz şibe kaplı kabaniçe kürk ve mücevher raht ile müzeyyen atla, darüssaade ağası seli mi, diğer musahib ağaları mücevvezeleriyle; lalaların başında al telli çekme ile puşdeli rahle üzerinde Mushaf-ı Şerifle dışarı çı kardı. Darüssaade ağası, Mabeyn tarafından çıkıp Hırka-i Şertf yakınında bir miktar duadan sonra şehzadeyi atlarına bindirip önlerince giderdi. Alayda çavuşbaşı ile birlikte, önlerinde tezkireciler, arkalarında şehzade hocaları ile yürürlerdi. Şehzade, reisül küttabın bulunduğu sıradan altı sıra sonra idi. Bu şekilde şehzade, yanında lalaları olduğu halde tören mahalline giderdi. Babüs saade ağaları kapısında sadrazam ve sair rical mevcut bulunur ve nakibüleşraf efendi dua ederek alay karşılanırdı. Buradan, yine darüssaade ağası önlerinde olduğu halde, peykan ve solakan ile tören yapılacak olan köşkün rikab taşına geldiğinde alay selama durur; sadrazam rikab taşında şehzadeyi kucağına alıp, at üzerin den indirerek padişahın elini öptürürdü.

Şehzade el öpüp padişahın yanına oturtulduktan sonra, padişahın izni ile nakibüleşraf dua ederdi. Oturmaya izin verildiğinde sadrazam, şeyhülislam, nakibüleşraf, sadreyn efendiler, Ayasof ya şeyhi, imam-ı evvel ve sani efendiler de otururdu. Yeniçeri ağası, defterdar efendi, reisülküttab, çavuşbaşı ağa, tezkire-i evvel ve sani ve teşrifatı, padişahın huzurunda ayakta dururlardı. Padişahın bir tarafına şehzade, bir tarafına şeyhülislam oturmak üzere iki adet ihram kurulur ve ortasına da rahle konulurdu. Sonra belirlenen eşref saat geldiğinde, sadrazam kalkıp şehzadeyi kucağına alıp vaz’ olunan ihram üzerine getirirken, padişahtan başka herkes ayağa kalkardı.

İlk ders için şehzadenin karşısına oturan şeyhülislam, ‘elif be’den başlamak suretiyle alfabenin bir kısmını okuyarak tekrar ettirirdi. Sonra, dua ederek merasim nihayet bulur ve şehzadenin tahsili tayin olunan hocasına bırakılırdı. Şehzade şeyhülislamdan ilk alfabeyi okuduktan sonra onun elini öpmesi lazımdı; lakin şeyhülislam elini öptürmeyerek şehzadenin omzunu öperdi. Bun dan sonraki dersler, şehzadenin hocası tarafından darüssaade ağası dairesinde verilirdi.

Kıraatin tamamında şeyhülislam ve Ayasofya şeyhi ayrı ayrı dua eder ve müezzinler de yüksek sesle “amin” derlerdi. Merasim sonunda, şehzade, padişahın elini öptükten sonra davetliler tarafından tebrik edilir; böylece, tahsiline başlamış olurdu. Davetlilere hil’atler giydirildikten sonra dışarı çıkılıp teşrifati marifetiyle davetlilere çeşitli hediyeler verilirdi. Bu esnada, şehzadenin der se başlaması münasebetiyle kendisine verilmesi mutad olan elif ba ile cüz kesesi, hilal ve saire, mükemmel ciltlenmiş müzehhep bir şekilde sadrazam tarafından hediye olarak takdim edilirdi. Sonra, şehzade tekrar aynı alayla Orta Kapı ‘ya gönderilip Kubbe-i hümayun ötesinde bulunan harem-i hümayun kapısı önün de, tertip üzere alayla şehzade indirilirdi. Akabinde şehzade hareme girer ve alayda bulunan herkes mahallerine giderlerdi.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir