Temelden Paragraf

ÖSYM Tarzı Makaleler – Yazılar 85

İNSANLARIN KİŞİLİKLERİ HAKKINDA İZLENİM OLUŞTURMA

İnsanlar başkalarıyla ilk karşılaşmalarında genel görünüş ve giyim kuşam gibi kolay gözlenebilen, fiziksel, sözel olmayan bilgilere başvururlar. Tanışılan kişiyle etki leşim ilerledikçe, izlenimlere daha ayrıntılı ve betimleyici özellikler eklenir. İzlenimler daha soyut hale gelir ve belirli davranış özelliklerine daha az dayanır. Bu betimleyici, soyut sıfatlara kişilik özelliği adı verilir. Bunlar, durağan niteliklerdir; akıllı, şüpheci, sevimli, kaba olmak gibi. Kişilik özellikleri, insanların kişiliği ile ilgili izlenim oluşturma ve yargılara varmada çok sık kullanıldığı için, sos yal psikolojide etraflıca incelenmiştir. Bu konuda çalışan araştırmacılar şu soruya cevap aramıştır: “İnsanların bir başkası hakkında anlamlı bir bütün oluşturması hangi yollardan geçerek gerçekleşir?” Kişilik özellikleri birbirlerine mi eklenir (toplama modeli) yoksa ortalamaları mı alınır (ortalama modeli)?

Toplama ve ortalama modeli

Bir başkası hakkında edindiğimiz bilgileri nasıl bir araya getirip bir bütün oluşturuyoruz? Şu örneği aklımızda canlandıralım: Veli ve Can isimli iki yeni kimseyle karşılaşıyorsunuz. Onlarla yaptığınız ilk sohbetiniz sonucunda ikisinin de oldukça zeki ve terbiyeli insanlar olduğunu anlıyorsunuz (zeki ve terbiyeli olmak olumlu kişilik özellikleri olduğu için, ikisine de her iki özellik için diyelim ki 10 üzerinden 9 veriyorsunuz). Ayrıca Veli’nin neşeli ve yardımsever olduğunu da düşünüyorsunuz (sizce bu kişilik özellikleri de olumlu ve her iki özellik için Veli’ye ayrıca 7’şer puan daha veriyorsunuz).

Edindiğiniz bu bilgiler ışığında, Can hakkındaki bütünsel izleniminiz, Veli hak- kındaki izleniminizden daha mı olumsuz olacak? Aşağıdaki tabloda görüldüğü gibi, toplama modelini kullanacak olursanız, Veli’nin ilk iki özelliğine verdiğiniz puanlara, son iki özelliğine verdiğiniz puanları eklersiniz, sonuç Çan’ın elde ettiği puanlara göre daha yüksek çıkar. Ortalama modelini kullandığınız takdirde ise, Veli’ye verdiğiniz puanların ortalamasını alırsınız ve Çan’ın ortalama puanından daha düşük olduğu görülür.

Yapılan araştırmalar, ortalama modelinin toplama modelinden daha geçerli olduğunu, insanların kişilik özelliklerini nasıl bir araya getirdiğini daha doğru bir şekilde betimlediğini gösteriyor. Örneğin, Anderson-Norman (1965), iki çok olumsuz kişilik özelliğinin, iki çok olumsuz ve iki daha az olumsuz kişilik özelliğinin bir araya gelmesi durumundan daha olumsuz bir izlenime yol açtığını ortaya çıkarmışlardır. Aynı şekilde, yukarıdaki örnekte de olduğu gibi, birçok olumlu kişilik özelliğine eklenmiş orta olumlulukta bir kişilik özelliği, bütünsel izlenimi daha olumluya çekmekten çok, genel olumluluğun düşmesine yol açar.

Temel kişilik özellikleri

Ortalama modeline göre, kişilik özelliklerinin ortalaması alınmakta ve buna göre bir izlenim oluşturulmaktadır. Ancak, bu modelde kullanılan varsayım, bütün kişilik özelliklerinin eşit ağırlıklı olduğudur. Salomon Asch,  bütün kişilik özelliklerinin eşit ağırlık taşımadığını, bu yüzden ortalama modeliyle bütünsel değerlendirmelere varmanın mümkün olmadığını öne sürmüştür. Asch’a göre, bazı kişilik özelliklerinin ağırlığı daha fazladır ve onların varlığı diğer kişilik özelliklerinin varlığı varsayımını da beraberinde getirir. Asch, bu diğerlerine göre daha merkezi kişilik özelliklerine, temel kişilik özellikleri demiştir.

Asch (1946), klasik sayılan araştırmasında, deneklere bir kişiye ait kişilik özellikleri listesi okutmuş ve bu listeye göre o kişi hakkında izlenim oluşturmalarını istemiş tir. Bazı deneklere dinletilen listede, zeki-becerikli-gayretli-cana yakın-azimli-pratik- tedbirli sıfatlan verilmiş, diğer deneklere dinletilen listede de bütün sıfatlar aynı tutul muş, sadece cana yakın yerine soğuk sıfatı konulmuştur. Kişinin cana yakın olduğunu belirten listeyi dinleyen denekler, kişinin soğuk olduğunu belirten listeyi dinleyen deneklere oranla kişiyi daha sosyal, popüler, esprili ve cömert olarak değerlendirmişlerdir. Benzer başka bir listede, kibar ve kaba sıfatlan birbiriyle yer değiştiğinde ise, kişi hakkındaki izlenim, cana yakın ve soğuk sıfatlarının değiştirildiği zamanki kadar farklılaşmamıştır.

Bu sonuçlara dayanarak Asch, cana yakın ya da soğuk olmanın temel bir kişilik özelliği olduğunu öne sürmüştür. Cana yakın bir kişinin becerikli, gayretli ve azimli olması olumlu anlamlar taşırken, soğuk bir kişinin aynı kişilik özellikleri daha olumsuz bir bütün içinde değerlendirilebilir. Yani, temel kişilik özellikleri, diğer kişilik özelliklerinin anlamlarım da etkileyebilir.

Asch’in sonuçlarını destekleyen bir başka deney Kelley (1950) tarafından gerçekleştirilmiştir. Kelley’nin amacı, gerçek yaşamda temel kişilik özelliklerinin, oluşturulacak izlenimleri nasıl etkilediğini göstermekti. Bir psikoloji sınıfı öğrencilerine, der sin hocasının o gün şehir dışında olduğu ve o günlük bir misafir öğretim üyesinin dersi vereceği söylenir. Bazı öğrencilere gelecek misafir öğretim üyesinin sıcakkanlı birisi olduğu söylenirken, diğerlerine soğuk olduğu söylenir. Daha sonra, misafir öğretim üyesi gelir ve 20 dakikalık bir ders verir. Ders sonunda, misafir hocanın sıcakkanlı birisi olduğunu duymuş olan gruptaki öğrenciler, öğretim üyesini daha çok sevmiş, aynı zamanda da derse daha fazla katılmıştır. Gelecek kişinin soğuk birisi olduğunu duyan grupta bunun tersi sonuçlar elde edilmiştir. Demek ki, kişinin sıcakkanlı veya soğuk birisi olduğunu bilmeleri, öğrencilerin sadece o kişiyle ilgili yargılarını değil, o kişiye karşı davranışlarını da etkilemiştir. Görülen odur ki, bütün kişilik özellikleri aynı ağırlığa sahip değildir. Bazı temel kişilik özellikleri diğer kişilik özelliklerinin algılanışım, dolayısıyla izlenimlerimizi ve davranışlarımızı da şekillendirmektedir.

İzlenim Oluştururken Düştüğümüz Yanılgılar

Anladık ki biriyle tanıştığımız zaman o kişinin kişiliğiyle ilgili çeşitli izlenimlere sahip oluruz. Şimdiye kadar gördüğümüz modellerde bu izlenimin oluşması bazı sis tematik süreçlerle açıklandı. Fakat şimdi öğreneceğimiz modeller göstermiştir ki, izlenim oluşturma her zaman bu kadar sistematik olmaz, bazen bu süreçte bazı yanılgı ara düşeriz.

  1. Gizil kişilik kuramları

Kişilik özellikleri hakkında bazı varsayımlarımız ya da pek de farkında olmadığımız (gizil) kuramlarımız vardır. İnsanlar hakkındaki kanılarımız, hangi kişilik özelliklerinin bir arada bulunduğu hakkında önceden belirlenmiş düşünce ve inançlarımızla şekillenir. İşte bazı kişilik özelliklerinin birbirleriyle ilişkili olduğuyla ilgili bu varsayım ve inançlar sistemine gizil kişilik kuramı adı verilir. Bilimsel olmayan gizil kişilik kuramında, bütün iyi özelliklerin bir arada ve bütün kötü özelliklerin bir arada olduğu varsayımı geçerlidir. Böylece bir kişinin belli bir kişilik özelliğine sahip olması, o özellikle ilintili başka kişilik özelliklerini de çıkarsamamıza yol açar. Örneğin okulda başarılı ve hep başkalarına karşı saygılı olmuş bir gencin ciddi bir suç işlediğine inanmak, onun hakkında bildiklerimize ters düştüğü için çok zordur. Bu örnekte de görüldüğü gibi, gizil kişilik kuramında etkili olan bir ilke, tutarlılıktır. İnsanlar başkalarında birbirleri ile tutarlı özellikler görme eğilimin dedir. Birbiriyle çelişen bilgilerin varlığında bile, insanları iyi veya kötü olduklarına dair tutarlı bir bakışla görmeye yöneliriz. Tutarlılığa erişmeye çalışırken, çelişen bilgileri görmezden gelme veya çarpıtarak algılama eğilimimiz de artar.

  • Olumluluk yanılgısı

İnsanlar hakkında olumsuzdan çok olumlu değerlendirmeler yapma eğilimine olumluluk yanılgısı denir Örneğin, bir araştırmada öğrencilerden öğretmenlerini değerlendirmeleri istendiğinde, öğrencilerin % 97’si, öğretmenleriyle birbirlerinden farklı deneyimlere sahip olmalarına rağmen, olumlu değerlendirmelerde bulunmuştur.

Ilımlı ve olumlu değerlendirmeler yapma eğilimine Boucher ve Osgood Polyanna prensibi adını vermişler ve bu prensibi insanların kendilerini, yaşamlarında güzel şeyler, iyi insanlar vs. olduğu zaman daha iyi hissediyor olmalarıyla açıklamışlardır. Yani, dünyayı pembe gözlüklerle görmenin insanlara iyi geldiğini söylemişlerdir.

  • Olumsuzluk yanılgısı

Yukarıda açıkladığımız olumluluk yanılgısıyla ilk anda çelişiyor gibi görünse de, insanlar zaman zaman olumsuzluk yanılgısı içine de düşer. Başkalarını olumlu görme eğilimimiz, olumsuz bir kişilik özelliği gördüğümüz zaman bunu olduğundan daha fazla önemsememize ve kişi hakkında izlenim oluştururken bu olumsuz özelliğe daha çok ağırlık vermemize yol açar. İnsanlar hakkında yaptığımız değerlendirmelerin çoğu olumlu olunca, arada görülecek olumsuzluklar daha çok göze batacaktır (Fiske, 1980). Başka bir deyişle, olumsuz bir özellik, izlenimlerimizi, olumlu bir özellikten daha çok etkiler. Bunun sonucu olarak da, olumlu bir izlenimi değiştirmek olumsuz bir izlenimi değiştirmekten daha kolaydır. Örneğin, belediye başkanlığı sırasında yolsuzluk yaptığını öğrendiğimiz bir politikacı ile ilgili değerlendirmemiz -diğer özellikleri olumlu da olsa- olumsuz olacaktır ve bu izlenimi değiştirmek için uğraşan politikacının başarılı olması çok güçtür.

  • Öncelik ve sonralık etkisi

İzlenimlerimizi etkileyen bir başka faktör de, biri hakkında edindiğimiz bilgilerin sırasıdır. Bir kişi hakkında izlenim oluştururken o kişi ile ilgili edindiğimiz ilk bilgilerin daha sonra edindiğimiz bilgilerden daha etkili olmasına öncelik etkisi denir. Bu etki, Jones ve arkadaşları (1968) tarafından etkileyici bir biçimde gözler önüne serilmiştir. Yaptıkları deneyde, denekler, bir zekâ testini cevaplayan bir kişiyi gözlemlemiştir. Araştırmacının asistanı olan bu kişi her cevap verişinde verdiği cevabın doğra olup olmadığı deneklere bildirilmiştir. Bu asistan, 15 soruyu doğra, diğer 15 soruyu ise yanlış cevaplamıştır. Ancak bir durumda, önce doğra cevaplar sonra yanlış cevaplar verirken, diğer durumda önce yanlış cevaplar, sonra doğra cevaplar vermiştir. Testin sonunda deneklerden, bu kişinin bir başka testte nasıl bir başarı göstereceğini tahmin etmeleri ve zekâsını değerlendirmeleri istenmiştir. Asistan her iki durumda da 15 tane doğra, 15 tane yanlış cevap verdiği halde, testin başında doğra cevaplar verdiği durumda, testin başında yanlış cevaplar verdiği durama oranla, denekler onu daha zeki olarak değerlendirmiş ve bir sonraki testte daha başarılı olacağını tahmin etmiştir.

İzlenimlerimizi oluştururken, başta edindiğimiz bilgiler, daha sonra edindiğimiz bilgilere göre neden daha etkili olur? Bu konuda yapılan bir açıklama, başta öğrendiğimiz bilgilerin bir bilişsel şema oluşturdukları ve daha sonra gelen bilgilerin bu şema çerçevesinde değerlendirildiği yönündedir (Asch, 1946). Örneğin, Ali hakkında edindiğiniz ilk bilgi onun saldırgan birisi olduğu yönündeyse, onun tartışmayı seven biri olduğuyla ilgili duyacağımız ikinci bir bilgiyi olumsuz yorumlarız. Hâlbuki Ali ile ilgili ilk duyduğumuz onun entelektüel olduğu ise, tartışmayı sevmesini olumlu bir şekilde yorumlamaya yöneliriz. Yapılan araştırmalar, insanların karar vermek için az zamana sahip olmaları durumunda ve doğra karar vermenin büyük önem taşımadığı durumlarda öncelik etkisinin daha güçlü olduğunu göstermektedir

Sosyal algıda öncelik etkisinin düzenli olarak yer almasına rağmen, bu etkinin tam tersi de söz konusudur. Bazı durumlarda, bir konuda son olarak edindiğimiz bilgiler daha önce edindiğimiz bilgilere göre daha etkili olabilir. Buna sonralık etkisi denir. Ne zaman öncelik ve ne zaman sonralık etkisinin görüleceği konusunu İletişim ve Propaganda (Bölüm 6) bölümünde iletişimin sunum sırası konusunu işlerken göreceğiz. Bu yüzden bu konuya burada daha fazla girmiyoruz.

  • Ayla (hare) etkisi

Bir kişi hakkında edindiğimiz olumlu ya da olumsuz izlenimler, o kişi ile ilgili gelecek beklentilerimizi ve çıkarımlarımızı etkiler. Bir kişiyi ‘iyi’ bir kişi olarak algılarsak, yani ona karşı tutumumuz olumlu ise, bütün diğer iyi özelliklere de sahip olduğunu düşünürüz ve onunla ilgili beklenti ve çıkarımlarımızı ona göre belirleriz. Aynı şekilde bir insanın ‘kötü’ olduğunu düşünürsek, yani ona karşı tutumumuz olumsuz ise, bize o insan sanki bütün kötü özelliklere sahipmiş gibi gelir. O ‘iyi’ ve ‘kötü’ özelliklerin bir meleğin ‘ayla’sı gibi kişiyi sürekli belirleyeceği düşünülür. Ayla etki sinin iyi bir örneği Dion, Berscheid ve Walster’in yaptığı bir deneyde görüle bilir. Bu deneyde deneklere, çok güzel, orta derecede güzel ve güzel olmayan insanların fotoğrafları gösterilmiştir. Sonra, deneklerden her fotoğrafı, güzellikle ilgisi ol mayan özellikler açısından değerlendirmeleri istenmiştir. Deneyden çıkan sonuç şuydu: Güzel kişiler hemen hemen bütün olumlu özelliklere sahip olarak değerlendirilirken, güzel olmayanlar olumlu özelliklerde en düşük değerlendirmeye tabii tutul muşlardır. Yani, deneklerde, fiziksel güzelliğe sahip insanların diğer olumlu özelliklere de beraberinde sahip olacakları veya çirkin kişilerin başka özelliklerinin de olumlu olmayacağı kanısı vardı. Örneğin, iş görüşmesine gelen yeni bir adayla ilgili ilk anda elde edinilen olumlu bir izlenim, o adayla ilgili olumsuz olabilecek başka özelliklerin göz ardı edilmesine neden olabilir veya olumlu özelliklerinin abartılma sına yol açabilir. Genelde fiziksel görünümün pek etkisinde kalmayıp onun ötesine geçtiğimizi düşünürüz. Oysaki araştırmalar bunun böyle olmadığını gösteriyor. Bu örnekler de göstermiştir ki önemli bir karar alırken yanılgıya düşmemek adına dikkatlice düşünmek gerekir. Fakat son zamanlarda yapılan araştırmalar ilk izlenimlerin doğru olabileceğini de buldu. Araştırmacılar bu fikri test etmek için önce bir grup katılımcının aynı doğal duruş pozisyonunda fotoğraflarını çektiler ve sonra onlara kişilik testi uyguladılar. Sonrasında bir diğer grup katılımcı bu fotoğraflara bakarak fotoğraftaki kişilerin kişiliklerine dair izlenimlerini aktardılar. Sonuçlar gösterdi ki sadece fotoğraflara bakarak bile bazı kişilik özellikleri doğru bir şekilde tahmin edile bilmiştir. Araştırmacılar kişiliğin fiziksel özelliklere yansıyabileceği ve bu yüzden ilk izlenimlerin kimi zaman doğru olabileceği sonucuna vardılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir