Temelden Paragraf

ÖSYM Tarzı Makaleler – Yazılar 63

KİTLESEL MÜZİĞİN ELEŞTİREL BİR NİTELİK KAZANMASI

İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra oluşan ekonomik refah Avrupa’da ve ABD’de yönetimlerde ve eski nesilde muhafazakâr bir tutumun oluşmasını sağlamıştır. 60’lı yıllarda yetişkinliğe adım atma yolunda olan genç kuşak için bu durum hem bir toplumsal hedef hem de bireysellik bağlamında hiçbir şey ifade etmemiştir. Her şeyden önce refah sloganı, bu gençler için sınırlandırıcı ve mülkiyeti dayatan bir slogandır. Gençler hem kendi hem de ailelerinin refahını arttırmak çabası yerine kazan-tüket-kazan döngüsüne başkaldırdılar. Gençler topluma dayatılan, dönemin Amerikan sistemine (disiplin, eğlence karşıtlığı ve tekniğe) körü körüne boyun eğmeyi kabul etmediler. Dolayısıyla dayatma bir toplum yapısını reddederek isyan ettiler. Altmışlı yıllardaki gençliğin başkaldırısının Vietnam savaşına karşı olmak ve ABD’deki vatandaşlık hakları mücadelesi gibi politik içerimleri olsa da, gerçek içerim yaşamın ve mutluluğun karşısındaki rasyonalizme karşıydı

Hebdige, daha çok gençlik tarafından benimsenen rock ve türdeş müziklere angaje olan alt kültürün, dışavurumcu olduğunu, dolayısıyla egemen güçlerle, alt konumlara ve ikinci sınıf vatandaşlığa itilmişler arasındaki gerilimi yansıttığını söyler (Oktay, 2000). Dolayısıyla bir anlamda bu alt kültür, burjuva hayat tarzına ve yaratıcılığı sınırlayan kapitalizmin tektipleştiriciliğine duyulan kültürel tepkinin sonucu olarak ortaya çıkmıştır (Öztürk, 2017). Bu bağlamda bir alt kültür olarak hippiler, insanların özgürlük anlayışını değiştiren, kişisel ve toplumsal olarak gelişimin umudunu aşılayan bir kuşak olarak 60’lı yılların sembolü olmuşlardır. Doğayı ve çiçekleri kendilerine sembol olarak seçen bu alt kültür “çiçek çocuklar” olarak anılmışlardır. Hippiler de beat kuşağı gibi yaşam felsefelerini yansıtmanın yolunu alternatif sanatta ve müzikte görmüşlerdir. Bu bağlamda özellikle müzik, sinema, tiyatro ve diğer sanat dalları vasıtasıyla yaygınlaşarak popüler kültür halini almışlardır. Hippilerin hayat felsefelerinin ve alternatif değerlerinin ifade aracı, rock müziği olmuştur. Bu bağlamda, sosyolojik bir kavram olarak açıklanan Hippi kültürü için 1969 yazında gerçekleştirilen Woodstock’ın özel bir anlamı vardır

Woodstock’dan bahsetmeden önce Woodstock gibi bir müzik ve sanat festivalinin düzenlenmesine sebep olan sosyolojik koşulların irdelenmesi gerekir. 60’lı yılların batı ve sömürge toplumlar için kırılma noktası olduğu söylenebilir. İki dünya savaşının ardından Kore ve Vietnam savaşlarının yıkımı Amerikan gençliği tarafından kurulu düzene karşı büyük tepki oluşturmuştur. Bunun yanında, Avrupa ülkeleri de aynı durumdadır. Bu bağlamda, batı gençliği ve bazı aydınlar için anarşizm ve varoluşçuluk gibi bazı akımlar popülerleşmeye başlamıştır. Gençler, soğuk savaşın da etkisiyle batı ülkelerinin anti-demokratik uygulamalarına karşı, paralel olarak bütün dünyada yükselmeye başlayan devrimci hareketler ile kurulu düzeni eleştirmişler; adil ve yaşanabilir bir hayat yaratabileceklerine inanmışlardır. Bunu da rock müzik aracılığıyla ve hippi yaşam tarzını benimseyerek topluma angaje etmişlerdir. Dolayısıyla Vietnam sendromu psiko-sosyal olarak Amerikan toplumunu etkilerken, bu gençlik hareketi; Bob Dylan, Janis Joplin, Jimi Hendrix, Joan Baez gibi müzisyenleri dinleyerek tepkilerini topluma göstermişlerdir. Nihayetinde 1968 yılına gelindiğinde kolektif özgürlüğün, bir araya gelmiş bireysel özgürlüklerden daha önemli olduğu bilinci oluşmuştur. Aynı zamanda 1968’deki bu hareket sadece kurulu düzene değil öncelleri olan ve kendilerini sisteme teslim eden “sosyal demokrat”, “komünist”, “ulusal kurtuluşçu” hareketlere de karşıdır (Mucu, 2013). Batı demokrasilerinde görülen bu öğrenci hareketleri sadece kapitalizme değil sosyalizme de karşı olması bakımından ilk olma özelliği taşır (Fraser, 2008: Öztürk’den 2017). Nitekim sol ve ulusal eğilimli bu sistemler başta halkın desteğiyle önemli reformlar yaptı ise de, toplumsal eşitlik, siyasal özgürlük ve uluslararası dayanışma alanlarında büyük hayal kırıklığına sebep olmuşlardır (

Marcuse’ye göre yeni dünya sistemine entegre olan işçi hareketinden umut kesilmiştir. Artık, yeni toplumsal hareketin aktörü; öğrenciler, siyahiler ve üçüncü dünyadan gelen yabancılardır. 1848 devrimi ile devlet yapılarını ele geçirerek yeni toplumsal sistemi inşa hedefi, 1968 hareketi ile başarısızlığını ilan etmiştir. Yeni mücadele anlayışı iktidarı ele geçirmek değil bütün iktidar ve hiyerarşik yapılardan özgürleşmek üzerine kurulmuştur. Dolayısıyla yeni mücadele alanları insan hakları, ırkçılık karşıtlığı, kadın hakları, çevre savunuculuğu, savaş ve nükleer enerji karşıtlığı, alt kültür ve azınlık hakları gibi temaları içermektedir (Mucu, 2013). Bu bağlamda rock müziği 1964-1971 yılları arasında politik protest söylemin sözcülüğünü yapmıştır. Özellikle 1967 yılında rock müziğin politik söylemi en üst seviyeye çıkmıştır. Bu dönem rock müziği Amerikan ideolojisini tamamen reddetmiştir. Vietnam savaşına, ırkçılığa ve Amerikan değerlerinin tümüne karşıdır (Kutluk, 2020). Dolayısıyla dönemin bu koşulları ekseninde düzenlenen Woodstock34 kültür ve sanat festivali 1969 yılına damgasını vurmuştur. Yarım milyon insanın katılımıyla büyük bir ilgi görmüş olan bu festival üç gün sürmüştür. Tarihin en büyük sosyal hareketlerinden biri olarak bu festivalde barışçıl ve insana değer veren yeni bir dünya sistemi için militarizm, emperyalizm, devlet baskısı ve muhafazarlığa karşı isyanın sesi en yüksek perdeden dile getirilmiştir

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir