OKUDUĞUNU ANLAMA 2
Son yıllarda okuduğunu anlama alanında köklü ve hızlı değişimler meydana gelmiş, 1970’li yılların sonlarına doğru, ortaya çıkan ve günümüzde bu alandaki oluşumları şekillendirmeye devam eden karşılıklı etkileşim modeline dayalı yaklaşıma bir geçiş yaşanmıştır.
Karşılıklı etkileşim modeline dayanan okuma anlama etkinliği, bilişsel olup, sürekli geliştirilebilir, metindeki kelimelerin anlamlarının ötesinde, sosyolojik değerlerin yapılandırdığı temellere dayalı bir aktivite olarak görülmektedir.
Bunun tam tersine ise, okuma anlama, geçmişte tamamen statik bir aktivite olarak görülmüş, anlamın bizzat metnin içerisinde olduğuna inanılmakta ve metni oluşturan sosyal oluşumlara önem verilmemekteydi. Okuyucunun yapması gereken, metinde kelimelerle aktarılan ve anlatılan düşünceyi anlamaktı.
Günümüzde yapılan araştırmalarda ise, okuma anlama etkinliği, okuyucunun metinden elde ettiği bilgiye bağlı olarak, anlamı yapılandırdığı, yani aktif bir süreç içerisine girip, karşılıklı bir etkileşime dayanan, daha çok dinamik bir aktivite olarak görülmektedir.
Günümüzde okuduğunu anlama sürecinde önemli bir rol oynağı kabul edilen şema teorisi, okuyucuların art alan bilgilerinin, yeni öğrenme durumlarını direkt olarak etkileyeceği varsayımına dayanmaktadır. Şema teorisi, 1930’lu yıllarda itibaren çok değişik yapılarda var olmasına rağmen, 70’li yıllarda, okuma öğretiminde önemli bir kavram olarak yeniden ortaya çıkmaktadır.
Okuma anlama ile ilgili yapılan araştırmalar, okuma anlama sürecini oluşturan unsurlardan birisinin, okuyucuların genel dünya bilgisi ve bu bilginin okuma esnasın da hangi boyutta aktif hale getirildiği gerçeğini ortaya koymaktadırlar. Bartlett ve Rumelhart okuyucuların geçmiş yaşantılarının, bir metin yorumlanırken aktif hale getirilen şemalar veya art alan bilgisine dayalı yapı türlerini etkilediğini belirtmektedirler.
Okuduğunu anlama ikinci yabancı öğretimi veya öğreniminin temel hedeflerinden birisidir. Okumayla ilgili temel iki bakış açısı vardır. Bunlardan birincisi, an lamın metinde olduğunu ve anlamı belirleyen faktörlerin metne dayalı faktörler olduğunu varsayan ürüne yönelik okuma yaklaşımıdır. İkinci yaklaşım olan sürece yönelik okuma yaklaşımı ise, anlamın, okuyucu ve metin arasındaki başarılı bir etkileşim yoluyla elde edildiğini ve okuduğunu anlamada önemli bir rol oynayan faktörlerin insan hafızasında yattığını ileri sürmektedir. Bu yaklaşıma göre, art alan bilgisi ikinci ya bancı dil okuyucuları için büyük bir önem sahiptir.
Okuduğunu anlama veya okurken anlamın yapılandırılması, bu etkinliğin amacıdır ve tek başına meydana gelen basit bir süreç değildir, çünkü yazar ve okuyucunun dâhil olduğu iki boyutu varıdır; basit bir süreç değildir, çünkü içerisinde okuyucunun yazarın kelimelerini çözümlediği ve yazarın amacına uygun bir metnin anlaşılmasını yapılandırılmak için, art alan bilgisinden faydalandığı karmaşık ve dinamik bir süreç tir. Her bir okuyucu, yazarın kelimeleri, kendi bilgisi ve yaşantılarını içeren karşılıklı etkileşime dayanarak bir metni farklı şekillerde yorumlamaktadır. Okuduğunu anlama, okuyucunun yaşantılarına, dil bilgisine, metinlerin türlerini ve yapılarını içeren bilgi ye, biliş ötesi ve temel usa vurma stratejilerine dayanmaktadır.
Okuma anlama sadece birkaç beceri ve kelime hazinesi bilgisinin ötesinde, bilişsel psikoloji alanına doğru bir geçiş yaşamakta ve araştırmalar bu alanda yoğunlaş maktadır. Okuduğunu anlamanın, okuyucu, belleğe giren sözel bilgi birimlerini, biliş sel düzeyde yeniden yapılandırabilir ve organize edebilirse, gerçekleşeceğine inanıl maktadır. Okuma anlamaya, sadece cümleler veya alam bilgisinin ötesinde, kavramsal içerik bilgisi olarak bakılmakta ve bir süreç gözüyle yaklaşılmaktadır.
Okuma anlama, yazılı dille aktif bir şekilde uğraş ve karşılıklı etkileşim yoluyla, anlamın, eş zamanlı olarak yapılandırılması ve metinden çıkarılması sürecidir. Bu süreç içerisinde okuyucuların art alan bilgisi, daha önceki yaşantıları, metindeki bilgi ve metinle olan ilişkilerine yönelik takınacakları tavır gibi süreçlerin kombinasyonu yoluyla, okuyucuların, metinle karşılıklı etkileşim içerisine girerek, anlamı yapılandırdıkları bir süreçtir.
