Temelden Paragraf

OKUDUĞUNU ANLAMA – KELİME HAZİNESİ

Bütün dil becerilerinin en mühim unsurlarından birisi kelime hazinesidir. Dört temel dil becerisinin ve okuduğunu anlamanın kelime hazinesi ile ciddi bir ilişkisinin olduğu düşünülebilir. Dinlediklerini anlamaya başlayan bir bebeğin alıcı kelime hazinesi oluşmaya başlar. Zamanla bunları söyleme gayreti içerisine girerek üretilen kelime hazinesini devreye sokar. Duydukça ve konuştukça kelime hazinesi gelişen bebek okul çağına geldiğinde işin içine okuma ve yazmadan kaynaklanan alıcı ve üretici kelime hazineleri de dâhil olur. Bu seviyeden sonra kelime hazinesinin akademik başarı ve sosyal hayat için daha mühim hâle geldiği söylenebilir. Çünkü çocuğun okuduğunu anlaması, derdini yazılı olarak aktarabilmesi dilbilgisi gibi farklı becerilerin yanı sıra kelime hazinesine de bağlıdır.

Kelime dilin en temel yapı taşlarından biridir. Kişinin meramını anlatabilmesi ve anlatılanları anlayabilmesi için yeterince kelimenin manasına hâkim olması gerekir. Bu kelimelerin, kelime gruplarının, söz varlıklarının bütününe kelime hazinesi denir. Alan yazında kelime hazinesi kavramı ile ilgili çeşitli tartışmalar yapılmaktadır. Bu doğrultuda söz varlığı, kelime hazinesi, sözcük hazinesi gibi çeşitli kavramlardan hangisinin daha doğru olduğu ile ilgili görüşler iletilmektedir. Bu görüşlerden birisinde  söz varlığının kelime hazinesini de kapsadığını, söz varlığının içinde atasözleri ve deyimler gibi kelime üstü birimlerin de olduğunu ifade edilmektedir. Dolayısıyla söz varlığı kavramının daha geniş olduğunu aktarmaktadır. Alan yazındaki farklı görüşlerden yola çıkıldığında kavramlar arasında benzerlikler ve farklılıklar olduğu söylenebilir. Ancak bu çalışmada kelime hazinesi kavramı sadece kelimeleri değil kelime üstü birimleri de (atasözleri, deyimler, ikilemeler vb.) kapsayacak şekilde kullanılmıştır. Türk Dil Kurumu’nun resmi internet sayfasında (sozluk.gov.tr) kelime hazinesinin “Söz varlığı.” şeklinde kısa ve net olarak açıklandığı görülmektedir. Bu sebeple alan yazındaki farklı görüşler yerine Türk Dil Kurumu’nun görüşü benimsenmiştir.

Kelime hazinesinin iki grupta incelenmesi mümkündür: Alıcı kelime hazinesi ve üretici kelime hazinesi. Karadağ’a (2013, s.13-14) göre alıcı kelime hazinesi okurken ve dinlerken kullandığımız kelime ve kelime üstü birimlere işaret etmektedir. Alıcı kelime hazinesi üretici kelime hazinesinden daha geniştir ve üretici kelime hazinesini ihtiva etmektedir. Alıcı kelime hazinesini geliştirmenin yolu çok okumak ve dinlemekten geçmektedir çünkü bir kişi kelimelerle ne kadar çok karşılaşırsa o kelimeleri öğrenme/edinme sıklığı da o kadar artmaktadır. Nitekim Temur’un (2006) bulguları da bunu desteklemektedir. Temur’un çalışmasında öğrencilerin kitap okuma sıklığına göre yazılı anlatımlarındaki toplam kelime ve farklı kelime oranlarında farklılık tespit edilmiştir. Bu fark sadece bilgilendirici metin türünde anlamlıdır. Bu açıdan bakıldığından alıcı kelime hazinesinin geliştirilmesinin çok okumaya ve dinlemeye bağlı olduğu söylenebilir.

Üretici kelime hazinesi alıcıya göre daha sınırlıdır. Bu kelime hazinesi konuşma ve yazmadaki kelime ve kelime üstü birimleri kapsar. Üretici kelime hazinesindeki kelimelerin kullanılabilmesi için beyne güçlü bir biçimde yerleşmiş olması gerekir. Bu kelime hazinesi türünün geliştirilmesi demek alıcı kelime hazinesinin de gelişmesi demektir. Üretici kelime hazinesinin geliştirilmesi için de alıcı kelime hazinesi içerisindeki kelimelerle yeterince karşılaşılması gerekmektedir (Karadağ, 2013, s.14-15).

Karadağ’ın (2013) bu açıklamalarından yola çıkıldığında kelime hazinesinin geliştirilmesinin tekrara bağlı olduğu ortaya çıkmaktadır. Bu sebeple öğrencilerin kelime hazinelerini geliştirmek için sınıflarda çeşitli tekrar faaliyetlerinin yapılması gerekmektedir.

Alıcı kelime hazinesi ile üretici kelime hazinesi arasında fark bazı çalışmalarda da açık olarak gösterilmiştir. Ayrıca üretici kelime hazinesine dâhil olan konuşma ve yazma becerisindeki kelime hazinesi arasındaki farklar da dikkat çekicidir. Thornbury’ye (2005, s.22-23) göre araştırmalar üretici kelime hazinesinin (productive vocabulary) alıcı kelime hazinesinin (receptive vocabulary) yarısı kadar olduğunu ifade etmektedir. Ayrıca konuşmada kullanılan kelime sayısının yazmadakinden az olduğu da söylenmiştir. Yani konuşurken daha az kelime kullanılır. Bazı tahminlere göre 2500 kelimelik bir hazine konuşmanın %95’ine, yazınınsa %80’ine denk gelir. Görüleceği üzere kelime hazinesi farklı dil becerilerinde ve alıcı/üretici olmadaki durumlarda farklılıklar gösterebilmektedir. Bu aslında normal bir durumdur. Mesela konuşma ve yazma arasında farkın bu kadar açık olmasında konuşmada hızlı olmanın önemli oluşu bir sebep olabilir. Çünkü kişiler konuşurken akıllarına ilk gelen uygun kelimeleri tercih etmeye meyledebilirler. Bunun muhtemel bir nedeni muhatabın bir cevap bekliyor oluşudur. Thornbury’ye (2005, s.22) göre araştırmalar İngilizcedeki konuşma dilinde en sık kullanılan 50 kelimenin konuşma dilinin yaklaşık %50’sini oluşturduğunu göstermektedir. Dolayısıyla konuşmada çok fazla kelime çeşitliliği beklememek gerekebilir. Yazmada ise düşünmek için daha fazla vakit olduğundan yazar istediği kelimeyi bulana kadar bekleyebilir, yazısını daha edebî kılmak için farklı kelimelerin tercih edilmesi yoluna gidebilir, etkiyi artırmak için deyimleri ve atasözleri daha sık kullanmak isteyebilir. Ayrıca Thornbury’nin (2005) yazma ve konuşma arasındaki kelime hazinesi farkından yola çıkarak okuyan kişilerin dinleyen kişilere göre daha fazla kelime öğrenebileceği sonucu da çıkarılabilir. Çünkü kitaplarda konuşmalardakinden daha çeşitli kelimelerle karşılaşılması mümkündür.

Kelime hazinesinin özellikle akademik başarı için geliştirilmesi gerektiği açıktır. Bunun sebebi okuma ve yazmanın kelime hazinesi ile olan yakından ilişkisidir. Bir öğrencinin bir metni anlayabilmesi için metindeki kelimelerin temel manalarının yanı sıra yan manalarını da bilmesi, mecaz anlamlarının farkında olması gerekir. Benzer şekilde yazmada da tekdüzelikten kurtulmak, meramını tam anlamıyla ifade edebilmek için kelimenin farklı manalarına hâkim olmak lazımdır.

Bir öğrencinin bir metindeki kelimelerin çoğunu bilmiyor olması hem okumaktan sıkılmasına yol açabilir hem de metinde iletilmek istenen mesaja erişememesine sebep olabilir. Bazı çalışmalar (Beck, Perfetti, & McKeown, 1982) okuduğunu anlamada kelime hazinesi öğretiminin önemini göstermektedir. Pearson (1983) da kelime hazinesinin okuduğunu anlama üzerindeki etkisini gösteren çalışmalar olduğundan bahsetmektedir. Kelime hazinesi yeterince gelişemeyen bir öğrencinin derste işlenen konulardan uzak kalması da muhtemeldir. Özellikle fen bilgisi gibi teknik terimlerin çok olduğu derslerdeki başarının kelime hazinesinden bağımsız olduğunu söylemek zordur. Bu sebeple öğrencilerin kelime hazineleri akademik başarı açısından mühim bir beceridir.

Öğrencilere kelime hazinesi ile ilgili beceriler kazandırılırken kelime tanıma ve kelime ayırt etmeye dikkat edilmelidir. Kelime tanıma kelimeyi seslendirmek iken kelime ayırt etme kelimeyi seslendirip anlamını bilmektir. Kelimeyi anlamak için önce doğru okumak gerekir. Mesela “kar” ve kâr” kelimeleri yanlış okunursa mana farklılaşır. Dolayısıyla okumanın uygunluğu için doğru seslendirme ve doğru anlamlandırmanın aynı anda olması gereklidir

Kelime hazinesinin akademik hayatın hemen her aşamasındaki ehemmiyeti açıktır. Özellikle alan derslerinde çeşitli terimleri bilmeden başarılı olmak zordur. Bu sebeple sınıflarda kelime öğretimine odaklanılması gereklidir. Sınıflarda yakalanacak çeşitli fırsatlarla, yapılacak etkinliklerle öğrencilerin kelime hazinelerinin geliştirilmesi gerekmektedir. Ayrıca bu görevin sadece Türkçe dersine mahsus olmadığı, farklı derslerde de öğrencilerin yeni kelimeleri öğrenmeleri için çaba sarf edilmesi gerektiği ortadadır. Kelime hazinesini geliştirmek için çeşitli yöntemleri izlemek mümkündür.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir