Merhaba arkadaşlar, sizlerle yeni bir konuyla yine birlikteyiz. Hocam paragrafa da çalışılır mı? “Günlük paragraf rutini oluştur, her gün düzenli test çöz, çok rahat hallederiz.” diyenleri duyar gibiyim. Peki durum buysa yani birkaç paragraf soru bankası bitirip bolca TYT Türkçe branş denemeleri çözünce bu iş halloluyor mu? Bu soru şöyle bir durumu sorgular hâle getiriyor:
- Her yıl sınava hazırlanan öğrenciler; yüz binlerce paragraf soru bankası, yüz binlerce TYT Türkçe soru bankası, yüz binlerce Türkçe branş denemesi tüketiyor. Amaca yeteri kadar ulaşılıyor mu?
- Üstelik mezuna kalan bir öğrenci en az iki yıl çoktan seçmeli Türkçe /paragraf kaynakları, denemeleri tüketiyor. Türkçeyi istediği net aralığına yükseltebiliyor mu?
- Dijital platformlardan yüz binlerce saat video izleniliyor. Kalıcı bir öğrenme gerçekleşiyor mu?
- Sosyal medyadan taktikler havada uçuşuyor, herkes bir birine paragraf kaynağı öneriyor, ben çözdüm yaptım, kesinlikle tam yaptıran (fulleten) bir kaynak mutlaka çözmelisin, bu kaynağı çözmeden sınava girmemelisin deniyor. Bu açıdan bakıldığında on binlerce öğrenci şimdiye kadar Türkçe testini tam yapması gerekmiyor muydu?
- Okumadan, kısa yollar, taktikler, bir dakikada, on dakikada paragraf sorununu çözen öneriler gırla gidiyor. Nerede bu taktikleri kullanan tam (fulleyen) on binlerce öğrenci?
- Kısacası sınava hazırlanan bir öğrenci en az bir Türkçe soru bankası, iki paragraf soru bankası bu sayı yedi, sekizi bulabiliyor, birçok branş denemesi belki paragraf denemeleri ve genel deneme çözüyor. Bu kadar çalışma ve çaba sonucunda beklentiler karşılanmış mıdır?
- Tabi, bu çalışmaların, kaynakların hiç faydasının olmadığını iddia etmiyorum ama kitlesel bir soruna dikkat çekmek istedim. Mutlaka faydasını gören Türkçeyi istediği net aralığına taşıyan öğrenciler vardır.
Peki, günün sonunda neler oluyor:
- Öğrencilerin sınava girmeden önce en çekindikleri, korktukları test Türkçe olmaya devam ediyor. Öğrenciler tarafından “Türkçe iyi geçerse diğerleri akar.” cümlesine benzer ifadeler duyuyoruz.
- TYT’ye girildiğinde; öğrencilerin çoğu yıl boyunca çözdükleri TYT Türkçe deneme ortalamalarının altında yapıyorlar.
- 2024 TYT Türkçe ortalamasına baktığımızda 21.428 olduğunu görmekteyiz. 40 sorunun 33 tanesi anlam bilgisi (Sözcük, Cümle ve Paragraf düzeyinde anlam) olduğuna göre bu durum öğrencilerin paragraf sorunun devam ettiğini göstermektedir.
- Sınava giren öğrencilerin yaklaşık % 40’ı 12. Sınıf % 60 mezun’dur. Yani öğrencilerin çoğu Türkçe sınavına iki yıl çalışmaktadır yani sınavın ortalaması 21.428 olduğuna göre ortalama her öğrenci Türkçenin yarısını yapmıştır. Bu bize paragraf sorunun devam ettiğini göstermektedir.
- “Metni bir türlü anlayamadım.” TYT’ye giren birçok öğrenciden bunu duymuşsunuzdur. TYT sınava girildiğinde farklı temalarla ilgili (bilim dalları, felsefi –soyut- ) okuduğunu anlama, metini kavrama ve bu okuma sürecini cevaplama gibi sorunun devam ettiğini göstermektedir.
- Bazı öğrenciler sınava hazırlandıkları süreçte ne kadar paragraf sorusu çözseler de belirli net aralığına takılıp kalıyor. Örneğin 22-28, 25-32, 30- 35, 33-37
- Şu an belki de hocam iyide siz, ÖSYM paragrafa nasıl çalışmalıyım dediniz, genel durumu anlatıyorsunuz, diyorsunuz. Evet, genel durumu anlattım çünkü alışkanlıklar ve Türkçe ilgili algılar üzerine düşünmeden nasıl çalışacağımıza geçemezdik.
Paragraf Çözme Sürecinde ( okuduğunu- anlama süreci engelleri ) Öğrencide Karşılaşılan Engeller Nelerdir?
ENGEL 1 : Sözcük Bilgisi (Sözcük Dağarcığının Yeterli Olmaması)
- Öğrenciler, okudukça yeni sözcükler öğrenir, bu sözcükler üzerinde düşünür ve öğrendikleri arasında bağlantılar kurar. Yapılan araştırmalar (Hiebert ve Kamil, 2005; Kent, Wanzek ve Al Otaiba, 2017; Verhoeven ve Perfetti, 2011) sözcük dağarcığının öğrencilerin okuduğunu anlama, akıcı okuma ve akademik başarılarını önemli ölçüde belirlediğini göstermektedir. Benzer biçimde okuduğunu anlama (Davis, 1944; Spearitt, 1972) ve okunabilirlik (Chall, 1958; Klare, 1974) üzerine yapılan araştırmalar, sözcük bilgisi ile yazılı metinleri anlama arasında sıkı bir ilişki olduğunu göstermektedir.
- Metnin içeriği ile ilgili beklenti oluşturmak, okuyucunun artalan bilgileri ve yeterli sözcük dağarcığıyla ilişkilidir. Çünkü bir konuda art alan bilgisine sahip olmak, o konuyla ilişkili kavramları bilmek anlamına gelir (Ülper, 2019). Bir metinde ne kadar çok bilinmeyen sözcük var ise metni anlamsal açıdan yapılandırmak o kadar zorlaşacaktır.
- Duke ve Pearson (2008), yetkin okurların sözcüklerin anlamını bilmeseler bile bağlamdan hareketle anlamı yapılandırıp gözden geçirdiklerini ve sorguladıklarını belirtirler. Sözcük dağarcığının genişliği, bir öğrencinin sözcüksel yeterliliğinin temel boyutudur. Geniş sözcük dağarcığına sahip öğrenciler, daha yetkin dil kullanıcılardır.
- ÖSYM’nin sınavlarındaki Türkçe testlerinde son yıllarda makale, soyut metinler kullandığını görmekteyiz. Örneğin 2024 yılı TYT sınavında maymun türleri, kapı tokmakları… gibi farklı alanlara ilişkin metinleri ile karşılaştık. Farklı bilim dallarına ilişkin metinli sorularda ve felsefi –soyut – metinli sorularda öğrencilerin çok zorlandığı ortadadır. Peki, böyle bir durumda sözcük bilgimizi, kelime hazinemizi nasıl geliştirmeliyiz
SÖZCÜK DAĞARCIĞINI ARTIRMAK İÇİN ÇÖZÜM ÖNERİSİ NEDİR?/ ÇALIŞMA ETKİNLİĞİ
- Her gün farklı bilim dalına ait veya farklı bir felsefi makale okuyalım, şöyle düşünebilirsin. Hocam ben sınav öğrencisiyim. Fakat insan beyni yeni bir şeyle karşılaştığında veya öğrendiğinde kendini zorlar ve yeniden biçimlenir. Bu zorlamaya ihtiyacımız vardır.
- Okuduğumuz makalenin konusuyla, kavramlarıyla ilgili daha önce zihnimizde oluşan okuma deneyimiz yoksa lütfen makaleyi TEKRARLI okuyalım. (aynı makaleyi en az iki veya üç defa okumak TEKRARLI okumaktır.)
- Makaleyi okurken yeni karşılaştığınız kavramların, terimlerin altınızı çiziniz. (Lütfen bunu bir iş olarak düşünün, sadece birkaç dakika fazla zaman ayırırsınız.) Telefonunuzdan veya tabletinizden TDK sözlük açın ve erinmeden kavramların, terimlerin anlamına bakınız. Anlamına baktığınız kavramı, terimi lütfen zihninizde kurduğunuz bir cümle içerisinde kullanınız. (bu iş için her gün ayırdığınız beş, on dakika size inanılmaz verim olarak dönecektir.)
ENGEL 2 : Öğrencinin akıcı okuyamaması -Akıcı Okuma-
- Akıcılık, bir yazılı metni dilsel ve bilişsel becerileri kullanarak belirli bir hızda ve duraksamalar yapmadan okumakla ilişkilendirilmektedir. Okumanın doğru bir biçimde yürütülmesi akıcı biçimde okumaya bağlıdır. Wolf ve Katzir-Cohen’e (2001) göre okuma akıcılığı; harf, sözcük ve metin üzerinde okumanın temelini oluşturan süreçlerde hem doğruluk hem de otomatikliğin gelişiminin bir ürünüdür. Dolayısıyla bir metni akıcı biçimde okuyabilmek için seslerin, anlamın, tümcelerin ve tümce dizilişlerinin zihinde hızlı bir biçimde yapılandırılması gerekir.
- Araştırmalar, anlama ve kavramsallaştırma hızının okuduğunu anlama üzerinde belirleyici olduğunu gösterir (Gough ve Tunmer, 1986; Nation ve Snowling, 1998; Wolf ve Bowers, 1999). Anlama ve hızlı bir biçimde kavramsallaştırma, akıcı okumanın gerektirdiği önemli iki beceridir. Akıcı okumanın belirleyicilerini daha iyi anlamak için, okuma akıcılığının bileşenlerini ve bu bileşenleri farklı yetkinlikteki okurların nasıl kullandığını ortaya koymak gerekir.
- Akıcı okumada üç temel bileşenden söz edilir. Bunlar; sözcüklerin (sözcükleri tanıma, anlama) kodunu çözmede hatasızlık ya da doğruluk, sözcükleri okumada otomatiklik, anlamlı ve akıcı bir biçimde sesli okumadır (Ülper, 2019). Bu üç bileşenin bir araya gelmesi akıcılığı sağlar.
- ÖSYM’nin sınavlarına hazırlanan birçok öğrencide bu engel görülmektedir. Bu engelin göstergesi şunlardır: Metnin içine yeteri kadar girememe, paragrafı oluşturan cümleler arasında bağlantı kuramama, metninde anlatılanları yeteri kadar zihinde kavrayamama…
AKICI OKUYABİLMEK İÇİN ÇÖZÜM ÖNERİSİ NEDİR?/ ÇALIŞMA ETKİNLİĞİ
- Paragraf sorusu çözerken bilimsel ya da felsefi bir alana ilişkin makale okurken lütfen sesli okuma yapınız. Odanızda tek başınıza çalışıyorsanız yüksek sesle okuyunuz. Bu çalışmayı belki küçümseyebilirsiniz fakat böyle akıcı okuma problemi yaşıyorsanız sesli okuduğunuzda, soruyu, makaleyi kulağınız duyar ve zamanla okumanızdaki pürüzleri fark edersiniz. Aynı zamanda çift okuma yapmış olursunuz. Metin okurken ses çıkardığınızda birinci okuma kulağını o metni duyduğunda ikinci okuma yapmış olursunuz. Bu çalışmayla beyniniz kavramları, terimleri kalıcı olarak tanır ve bunlarla ilgili yeni öğrenme gerçekleştirir (yeni sinaptik bağlar oluşur. )
- Her gün 10 paragraf sorusunu veya bir makaleyi mutlaka sesli okuyunuz. Sesli çözünüz. (bunu yaparken yukarıdaki birinci engelde ortaya koyduğumuz çalışmaları yapmayı ihmal etmeyiniz.)
ENGEL 3: Metin Türü ve Metin Türü Farkındalığı Yeteri Kadar Oluşmaması
- Metin türü, “amaçları, biçemleri ve içerikleri bir söylem topluluğunca paylaşılan iletişimsel yapılar” (Swales, 1999, s. 58) olarak tanımlanmaktadır. Çeşitli iletişimsel amaçları gerçekleştirmek için farklı metin türleri oluşturulur. Bu nedenle dil öğretimi aslında metin türü öğretimidir; diğer bir deyişle öğrencide metin türü edincini* geliştirmektir. Metin türü edinci, yeni ya da yinelenen metin türlerinin farkında olma ve bunlara yanıt verebilme becerisidir. Farklı türde metinler, işlevlerine ve okunma amaçlarına göre farklı biçimlerde okunur. Okuma amaçları, okuyucuları metinsel bilgiye odaklanmaya ya da genel süreç stratejilerini kullanmaya yöneltir (Dilidüzgün, Edizer Çetinkaya, Ak Başoğlu, Oryaşın ve Yücelşen, 2019). Okuyucular, okuma amacını gerçekleştirmek için kendilerini metnin türüne göre ayarlarlar. Okuma amacını, kullanacağı stratejileri, düşünme planını metnin türüne uygun biçimde yapılandırırlar.
- Yazınsal bir metni okumaya çalışmak, onun anlamsal evrenini yeniden oluşturmaktır. Okur metnin içeriğini, kendi dünyasına göre değiştirir ve sözcüklere yeni anlamlar yükler. Bu durum, onun yaşına, ilgisine, tecrübesine, bakış açısına, kültür düzeyine ve sosyal çevresine bağlı olarak değişir. Bilgilendirici metinlerin ise amacı bilgi vermek olduğundan okurun yapması gereken ilk şey, konuyu saptamak olacaktır. Daha sonra yazarın konuya karşı oluşturduğu bakış açıları ve metnin iletileri değerlendirilir (İşeri, 1998). Dolayısıyla her iki metin türü farklı okuma süreçlerini içermektedir. Bilgilendirici ve yazınsal metinlerin alımlanmasında okurun zihinsel çabası farklılık gösterir. Bilgilendirici metinlerde somut bilgiler açık bir biçimde ortaya konulur. Bu bilgilerin dil ve anlatımı bilginin düzeyine, okurun deneyim ve yaşantısına göre düzenlenmektedir.
- Kanık Uysal ve Bilge (2018) tarafından yapılan metin türlerine göre okuma akıcılığını ve okuduğunu anlama düzeyini ölçmeyi amaçlayan araştırmada okumanın doğruluğu açısından bilgilendirici ve öyküleyici (yazınsal) metin türlerine yönelik olarak öğrencilerin öyküleyici metinleri daha doğru okudukları anlaşılmıştır. Öyküleyici metindeki sözcükleri tanıdıklarından öğrencilerin, daha az okuma hatası yaptıkları gözlemlenmiştir. Bilgilendirici ve öyküleyici metinlerdeki okuma hızı incelendiğinde, öğrencilerin öyküleyici metinleri anlamlı derecede daha hızlı okuduklarını ve okuduğunu anlama düzeylerinin olumlu yönde ve anlamlı düzeyde farklılaştığını bulgulamışlardır.
- Yapılan araştırmalarda, öğrenciler, bilgilenme amacıyla metne yaklaştıklarında, metinsel bilgiyi ilişkilendirme, metni açıklamak için artalan bilgisini kullanma gibi zihinsel stratejileri kullanmışlar; eğlenme amacıyla yaptıkları okumalarda ise zihinsel etkinliklerin kullanımını azaltmışlar ve metinle ilişkili olmayan artalan bilgilerini kullanmaya başlamışlardır (Bohn-Gettler ve Kendeou, 2014). Saenz ve Fuchs (2002), öğrencilerin bilgilendirici metinleri anlamada yaşadıkları zorlukların metnin yapısından, metindeki kavram yoğunluğundan, sözcük bilgisi ve artalan bilgisinin yetersizliğinden kaynaklandığını belirtir.
- Metnin yapısı öğrencilerin metin türlerine yönelik okuduğunu anlama düzeyini etkilen önemli bir etmendir. Metin yapısının anlaşılması, bir metnin ortak ögelerini, bu ögelerin nasıl bir araya geldiğini ve farklı metin türlerinin organizasyonunu tanımlamaya yardımcı olabilir (Rumelhart, 1980). Okuyucu için metin bilgisine sahip olması koşuluyla, bir metnin daha ayrıntılı zihinsel çerçevesi oluşturulur.
FARKLI METİN TÜRLERİNİ TANIYABİLMEK İÇİN ÇÖZÜM ÖNERİSİ NEDİR?/ ÇALIŞMA ETKİNLİĞİ
- Her gün bir makale okuyunuz. (www.temeldenparagraf.com sitemizin ÖSYM tarzı makale bölümünden faydalanabilirsiniz. Alışık olmadığınız yabancı gelen makaleleri lütfen TEKRARLI okuyunuz.
- ÖSYM tarzı makaleleri nasıl okumalıyız, adlı yazımıza www.temeldenparagraf.com sitemizden ulaşabilirsiniz.
- Düzenli makaleler okumak bilgilendirici metinlere yabancı kalmanızın önüne geçecektir. TYT Türkçede okumadığınız alanla ilgili metinli soru ile karşılaştığınızda bu paniklemenizi önleyecektir ve zihniniz farklı metin türlerini okumaya alıştığı için o sorunun metnini anlayamama problemi yaşayamayacaksınız.
- Makale okumayı alışkanlık edindikten sonra düzenli paragraf soruları çözebilirsiniz. Fakat bu sorular konu başlıklı testler değil de karma testler biçiminde olmalıdır.
ENGEL 4: Okumanın Duyuşsal Nitelikleri
- Yapılan araştırmalar (Bender ve Larkin, 2003; Jalongo ve Hirsh, 2010; Moffet ve Wagler, 1976; Stroud, 2006), okuduğunu anlamayı etkileyen etmenlerin başında tutum, kaygı, güdü, özyeterlik gibi duyuşsal etmenlerin olduğunu göstermektedir. Okuma edimi, ancak güdülenmenin sağlandığı, kaygının en aza indirgendiği, olumlu tutum ve benlik algısının geliştiği bir durumda anlamlı ve etkili olmaktadır. Bireyin okumaya yönelik güdüsü, tutumu, özyeterlik algısı, okuma öncesinde ve sırasındaki kaygı düzeyi, okumanın duyuşsal boyutlarını oluşturmaktadır.
- Bir metnin anlamı okurun bilgi, deneyim, duygu ve düşüncelerinden bağımsız değildir (Brown, 2003). Bu nedenle okurun bir metni anlayabilmesi ve bu metinden yeni şeyler öğrenebilmesinde onun bilişsel kapasitesinin yanında metne yönelik tutumunu, motivasyon düzeyini, öz yeterlilik algısını ve kaygı düzeyini içeren duyuşsal durumu da belirleyicidir.
- Okuma başarımı üzerinde etkisi bulunan bilişsel, davranışsal ve duyuşsal boyutları olan kaygı, insanın en temel duygularından biridir. Araştırmalarda okuma kaygısının deneyimle azaltılabileceği, psikoterapi ve yansıtıcı düşünme gibi uygulamaların kaygı üzerinde olumlu etkisinin olduğu saptanmıştır (Hamzadayı, 2019a). Wallbrown, Singleton ve Levine (1982), okuma kaygısını açıklarken öğrencilerin okuma eylemine katılırken veya bunları düşünürken ne ölçüde duygusal olarak üzüldükleri veya hoş olmayan fiziksel davranışlar sergilediklerine dikkat çekerler. Bu duygu ve davranışların altında yatan ana etmeni kaygı olarak yorumlarlar.
- Okuma kaygısı, fiziksel ve bilişsel tepkileri olan okuma eylemine yönelik durumsal bir fobidir. Okurlar kaygı düzeyinin artışına koşut olarak basılı metnin kodunu çözme ve anlama göreviyle başa çıkmak için gerekli bilişsel işlemlemeyi gerçekleştirmede zorluk yaşarlar (Jalongo ve Hirsh, 2010). Araştırmalar, kaygının okumanın yanında genel olarak akademik performans üzerinde derin bir etkisinin olduğu yönündedir.
OKUMANIN DUYUŞSAL NİTELİKLERİNE YÖNELİK ÇÖZÜM ÖNERİSİ NEDİR?/ ÇALIŞMA ETKİNLİĞİ
- Beynini bütüne odaklanma yerine ana (duruma, parçalara) odaklanmaya koşullamalısın. Ne demek istiyoruz, öğrencilerin birçoğu psikolojik yönden bütüne veya hedefe odaklanır. Kendini sınava girdiğini, sınav anını hayal ederken bulur. Bu hayalvari düşünceler öğrencilerde psikolojik baskı oluşturur.
- Çalışma masanda yalnızca o gün o an çalışacağın kaynağı bulundur. Bu beyninize neyle başa çıkmanız gerektiğini doğrudan gösterir aksi halde masanızda birçok kaynak bulundurduğunuzda beyniniz sizden bağımsız olarak bunlarla başa çıkmanın imkânsız olduğuna ilişkin olumsuz koşullanmaları size gönderir.
- Okumaya karşı olumsuz tutum veya kaygı duyabilirsiniz. Paragraf çalışmasına başlarken ya da masanın başına otururken ofluyor veya pufluyorsanız, beyninizin gelişme ve öğrenme kanallarını kapatıyorsunuz demektir. Yani yapılan çalışmalarınız muhtemelen boşa gidecektir.
- Olumlu tutumla yaklaştığınızda okuduğunuz metinde, soruda mutlaka ilginç, eğlenceli, farklı yönler bulacaksınızdır. Bazı metinleri de sizle alakasının olmadığını veya sıkıcı olduğunu düşünebilirsiniz fakat bunlarında hayatın bir parçası olduğunu unutmayız.
- Sonuçta üniversite okumak isteğiniz muhtemelen sizin tercih ettiğiniz bir durumdur, durduk yere kendi kendinizi negatif duygularla donatmayın veya bunları size sanki başkaları dayatıyor muş gibi davranmayın. Bu süreç tamamen sizin tercihinizdir. Ve sınava sizin yerinize asla başkası girmeyecektir.
KISACASI, ÖZETLE
- Sözcük dağarcığınızı geliştirecek çalışmaları mutlaka yapınız.
- Akıcı okuma çalışmalarını aksatmayınız.
- Mutlaka bilimsel makaleler, felsefi metinleri gün gün okuyunuz.
- Okumaya karşı tutumunuzu gözden geçiriniz.
- Yazının çok sıkıcı olduğunu düşünüyorsanız, taktik videolarını izlemeye devam ediniz 😊
*Edinilen şey veya şeyler. (anlama, kavrama becerisi)
