Temelden Paragraf

ÖSYM Tarzı Makaleler – Yazılar 103

PSİŞE – SOMA ve PSİŞE

Bir insan, insan doğasının zaman içindeki bir numunesidir. Bütün kişi bir açıdan bakıldığında fiziksel, bir başka açıdan bakıldığında psikolojiktir. Soma (vücut hücrelerinin tümü) ve psişe vardır. Bundan ayrı, ikisi arasındaki karşılıklı ilişkiden gelişen bir karmaşıklaşma ve bu ilişkiye zihin olarak adlandırdığımızın getirdiği bir düzenleme vardır. Psişe gibi zihnin işleyişinin de beynin bazı kısımlarında somatik temelleri vardır.

İnsan doğasının gözlemcileri olarak, beden, psişe ve zihnin işleyişini ayırt edebiliriz. “Zihinsel” ve “fiziksel” kavramlarının genel kullanımıyla bize kurulan tuzağa düşmeyeceğiz. Bu kavramlar karşıt fenomenlerin tanımlayıcıları değiller. Karşıt olanlar soma ve psişedir. Zihin kendine özgü bir düzen ve psişe-somanın işleyişinin özel bir durumu olarak kabul edilmelidir:

İnsan doğasına bu üç açıdan bakmanın ve bu ayrımın nedenlerini incelemenin mümkün olduğunu belirtmek gerekir. Araştırmayı bebekte psişe-soma ikiliğinin çok erken evrelerine ve zihinsel faaliyetin başlangıcına kadar götürmek özellikle ilginç olacaktır.

Somanın Sağlığı

Bedensel sağlık yeterince iyi kalıtımın ve yeterince iyi beslenmiş olmanın işaretidir. Sıhhatteki beden doğru yaş seviyesinde işliyordur. Kazalar ve çevresel aksaklıklarla başa çıkılıyordur; böylece zamanla bunların kötü etkileri silinecektir. Gelişim zamanın ilerleyişiyle devam eder ve bebek, ne çok erken ne de çok geç, aşama aşama erkek ya da kadın haline gelir. Orta yaş zaman içinde gereken yeni değişimlerle gelir. Sonra yaşlılık çatıverir; sağlığın son mührü olan doğal ölüm nihayetinde bizi buluncaya kadar farklı işlevleri kısıtlar.

Psişe Sağlığı

Benzer şekilde, psişenin sağlığı da duygusal büyüme bakımından değerlendirilmelidir ve bir olgunluk meselesidir. Sağlıklı insan o anki yaşına nispetle duygusal bakımdan olgundur. Olgunluk aşamalı olarak bireyi içinde bulunduğu koşulların sorumluğunu almaya iter. Nasıl fiziksel olgunluk bütün fizyoloji hesaba katıldığında olağanüstü karmaşık bir konu ise (örneğin, kas elastikiyetinin biyokimyası) duygusal olgunluk da öyledir. Bu kitabın esas gayesi, duygusal gelişimin karma şıklığını göstermenin yanında bu karmaşıklığın bilimsel yöntemle incelenmeye uygun olduğuna işaret etmek olacaktır.

Zekâ ve Sağlık

Zekânın gelişimi, psişe ve somanın gelişimi ile karşılaştırılabilir değildir. Zekâ sağlığı gibi bir kavramın an lamı yoktur. Psişe gibi zekâ da tek bir özel bedensel organın, beynin (veya beynin bazı kısımlarının) işleyişine bağımlıdır. Bu yüzden, zekânın temeli beynin niteliğidir; fakat zekâ, beyin fiziksel bir hastalıkla deforme olmamış veya bozulmamışsa şayet artı ya da eksi yönlerde tanımlana bilir. Gelişimsel olarak zekânın kendisi hasta olamaz, fakat hasta bir psişe tarafından kullanılıyor olabilir. Bunun tersine psişe, kendisi hasta olabilir, yani işlemesi için sağlıklı bir beyin temeline sahip olmasına karşın duygusal gelişimsel arızalar tarafından bozulmuş olabilir. Beynin, zekâ kapasitenin bağlı olduğu kısmı, psişenin bağlı olduğu kısımdan çok daha değişkendir, çünkü türün evriminde daha sonra gelir. Kalıtım ve şans, orta lamanın altında veya üstünde işleyiş kapasitesinde bir beyin verir; veya şans, hastalık ya da kaza (doğum süre cinde meydana gelen hasar örneğinde olduğu gibi) ye tersiz veya zarar görmüş bir beyin verir; veya çocukluktaki bir enfeksiyon süreci (menenjit, ansefalit) veya bir tümör, geriye beynin işleyişinde kalıcı düzensiz kesintiler bırakır; veya akıl hastalığının (sözüm ona) sağaltımında beyin cerrahı, deliliğe karşı kuvvetli şekilde örgütlenmiş ve kendileri acılı bir klinik vaziyet oluşturan savunmaları bozmak için beyni kasti olarak yaralar. Bu yöntemlerin hepsinde zekâ tesir altında kalmış veya zihinsel süreçler tadilata uğramıştır, her ne kadar vücut (beyin hariç) sağlıklı kalmış olsa da. Bütün bu durumlarda yine de psişenin sağlığının veya bozuk sağlığının hesaba katılması gerekir. Bir uçta, zekâ katsayısı 80 olan bir çocuk bedenen sağlıklı olabilir ve ayrıca sağlıklı duygusal gelişim gösterebilir- iyi karakterli ve güven veren mizaçta, iyi bir evlilik partneri ve ebeveyn bile olabilecek, nitelikli ve ilgi çekici bir insana dönüşebilir. Diğer uçta istisnai bir zekâda (IQ 140 ve üzeri) olan muhtemelen yetenekli ve nitelikli bir çocuk, eğer duygusal gelişimi bozuk ise ziyadesiyle rahatsız, psikotik çöküşe meyilli, güvenilmez karakterde ve neticede kendine ait bir haneye sahip bir yurttaş olamayacak bir in san olabilir.

Görece sağlıklı çocuklarda kronolojik yaş ile kesin bağlantılı kabul edilerek hesaplanan zekâ katsayısının az ya da çok sabit kaldığı artık bilinmektedir. Bu, zekânın temel olarak beyin dokusunun donanımına bağlı olduğu olgusunu beyan etmenin yalnızca başka bir yoludur. IQ’nun sabit kalmadığı durumların tarifi, zekânın kullanımının bir bozulmaya uğradığı durumların sıralanışından başka bir şey değildir; bu bozulmalar bir tarafta duygusal gelişimin ihlaline, öbür tarafta beyin zarı hastalıklarını takip eden rahatsızlıklara bağlı durumlardır.

Her kusurlu çocuk grubunda, beyni ortalama ya da üstün yeterliğe elverişli ve kendilerine konacak doğru teşhis “çocukluk psikozu” olan birkaç çocuk bulunabilir. Zihinsel kusur bu durumda duygusal büyümedeki erken rahatsızlığın bir semptomudur. Bu tip bozukluk ender değildir.

Bunun tersine, klinisyen, zekası kaygı-güdümlü ve yine duygusal düzensizliğin (kargaşa tehdidi) bir sonucu olarak fazla çalışmış çocukla karşılaşır: bu çocuğun IQ’ su testte yüksek çıkar ama psikoterapinin veya başarılı bir çevresel manipülasyonun sonucu olarak kaos korkusu yatıştıkça zekası grafikte aşağı iner.

Öyleyse zekâ beden ve psişe gibi değildir. Bunlar ayrı şeylerdir ve zekâ için olgunluğunun sağlık, sağlığının olgunluk olduğu söylenemez. Aslında sağlık kavramı ve zekâ kavramı arasında doğrudan bağ yoktur. Sağlık ta zihin beynin işleyişi seviyesinde çalışır çünkü bireyin duygusal gelişimi tatmin edicidir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir