Temelden Paragraf

ÖSYM Tarzı Makaleler – Yazılar 64

VEDA

Bedri Rahmi Eyüboğlu, Kardeş Mektuplarında ağa beyi Sabahattin Eyüboğlu’na, katıldığı eskiz yarışmasında hocası Çallı İbrahim Bey’in övgüsüne mazhar olduğunu anlatır. Bedri Rahmi’nin ikinci olduğu bu yarışmanın konusu veda’dır. Bedri Rahmi düşünür; “Bir veda deyince, herkesin aklına gelecek şey… Bir vapur, bir tren… Yolcular… Ayrılan, vedalaşan yolcular” dır. Ancak o, bunu resmetmez. Veda’nın Resmi, “Bir ağaç… Altında iki kişi… Birisi bir kadın. Ağaca dayanmış… Ayaklarının yanında genç bir çocuk, bir eli üzerine dayanmış, öteki eli uzaklara doğru uzatmış… Ta uzaklarda bir siluet… Bir atlı silueti” şeklindedir.

Bedri Rahmi’nin resme döktüğü veda, bir eylemden bir hale dönüşmüştür. Aslında veda, sözlük anlamı itibariyle “söz”e ve “söyleme” eylemine dayanır. Kamus-ı Türki yazarının mastar-ı sani olarak gösterdiği kelime, Arapça mastarların dilimizde birer isim olarak yer alması ve bir yardımcı fiille beraber çekimlenmesinin örneği olarak çoğu zaman eylem ifade etmek üzere -lAş eki getirilerek veya -et yardımcı fiili ile kullanılıyor. Nitekim Devellioğlu, kelimenin aslının vida olduğuna işaretle Arapça isim olduğunu belirtir. Misalli Büyük Türkçe Sözlük’te veda, “ayrılırken hayırlar dilemek” ve “mecazen ayrılık” olarak karşılanır. Daha eski tarihli sözlüklerde kelimenin yer alışı, ilginç bir mukayeseye imkân verir. Lügat-ı Cudi’ de veda, “Giden misafir geride kalanları ve bunlar da misafiri hin-i müfarekatta hıfz-ı ilahiye tevdi etmek ve bu rasimenin icrasıyla ayrılmak” şeklinde tanımlanırken, Ahteri-i Kebir’ de “Göç vaktinde bir biriyle esenleşmek manasında isimdir.” açıklaması yapılır. Mütercim Asım Efendi de “Misafir geri kalanlar ile geri kalanlar da misafirle esenleşmeye deniyor.” diyerek vedayı ifade eder. Buna göre veda, aslen bir isim fiil olarak Türkçe sözlüklerde yaygın olarak geçtiği ve kullanıcılar tarafından da anlaşıldığı gibi “ayrılık” değil “ayrılış” anlamında bir isim fiildir ve daha çok ayrılış anındaki söyleşmeye, karşılıklı konuşmaya bağlanmaktadır. Aslen mecaz anlamından ayrılarak kullanılan bir adlandırma ürünüdür.

Sözün müzik aracılığı ile daha geniş kitlelere ulaşma imkânı bulduğu açıktır. Bu anlamda şarkıların dili, bir yandan içinden çıktığı toplumu, toplumun algılama ve anlamlandırma biçimini yansıtırken öte yandan da ait olduğu halkın eğilimlerini belirler ve belirtir. Her mekân ve zamanda tekrarlanma ihtimali ve imkânı, alıcı ve vericisi itibariyle şarkıları çok yönlü bir mesaja dönüştürür. O halde şarkılarla veda, aynı zamanda şarkılarda vedanın nasıl yaşandığını ve dolayısıyla nasıl anlaşılıp anlatıldığını gösterebilir.

Veda Ederek Başlamak

İnsanın alıp verdiği her nefes bir vedadır aslında. İnsanın doğuşu, ilk vedasıdır; ana rahmi ile irtibatı kesilen insan, çığlık çığlığadır ve adeta ana kucağı ile buluşarak teselli bulur. Ardından ana kucağına veda, büyümek olarak adlandırılır. Büyüme süreci de vedalarla doludur. Eve, okula, şehre, aileye, öğretmene, gençliğe, dostluğa, dostlara, ne şeye, sevince ve kedere, nihayet hayata veda edilir. İnsan farkında olmadan her gün yeni bir güne başlamak üzere bir öncekine veda eder. Bu, sürekliliğine rağmen vedanın en az hissedileni ve belki en hafif geçirilenidir. Çünkü burada bi linç, bir ihmal içindedir; kendisi dışında gerçekleşene karşı duyarsız ve belki de onun karşısında aslında acizdir.

Mevlana’nın Mesnevi’si de bir “ney” istiaresi ile başlar:

Dinle neyden kim şikâyet ediyor

Ayrılıklardan şikâyet ediyor.

Mesnevi’ de ney ile temsil olunanın yanında burada bir şikâyetin varlığı ve konusu da dikkat çekmektedir. Neyin canlı veya cansız bir veya birkaç unsura karşılık gelip gelmediği konusundaki tartışmalar bir yana, şikâyet konusu daha açık ve nettir. Ney asli vatanından koparılmış, başka bir dünyayı vatan tutmak zorunda kalmıştır.11 Bu, bülbülün al tın kafesteki çilesinden farksızdır; arlık ağlamak ve inlemek ney için kaçınılmazdır. Ney şikâyetini hikâye ederek yaşanmış bir vedanın arkasından ağlamaktadır. Neyin hikâyesi bir ayrılış hikâyesidir ve hikâye bir veda ile başlamıştır.

Mesnevi’nin aynı zamanda hal tercümesi olan bu beyit yanında Türk Edebiyatı’nda ayrılığın sembol şiirlerinin belki başta geleni olarak “Sessiz Gemi” gösterilir.12 “Sessiz Gemi”, yaman bir ayrılığın şiiridir; ayrılığın vedaya, vedalaşmaya fırsat bırakmayan, en keskin çeşidini anlatır. Çoğu zaman birbiri ile açıklanan bu iki kavram -ayrılık ve veda da tam burada ayrılır. Çünkü veda, ayrılık durumunda bir hal, bir eylemdir. Veda ayrılıkla tanımlansa, açıklansa da aslında ayrılık, sözlü ya da yazılı, sesli ya da sessiz veda ile gerçekleşir, dile gelir, ifade edilir. Ayrılığın mahiyeti veda ile anlaşılır. Veda ediş biçimleri ayrılığın şeklini gösterir.

Veda Sözleri

Türkçede veda sözleri çok ve çeşitlidir. Birçoğu kalıplaşmış ifadeler halinde ve “Hoşça kal / ın, esen kal / ın, sağlıcakla kal / ın, görüşmek üzere, görüşürüz, iyi yolculuklar, elveda, eyvallah, haydi eyvallah, her şey gönlünce olsun, selametle / git/ kal, Allah’a ısmarladık, Allah’a emanet/ ol” örnekleri gibidir.

Veda sözlerinin kullanılış yeri ve mahiyeti bağlamla belirlenmekte, bağlam da veda ediş biçimi ile ayrılığın türü ve şiddetine dair ipuçlarını içinde barındırmaktadır. Bazen doğrudan vedanın özünde yer alan, veda edenin “emanet bırakma”sı, açık bir şekilde dile getirilir: “Allah’a emanet ol” ifadesi, anlamın maksadı hâsıl etmesidir.14 “Hoşça kal” vurguya bağlı olarak “elveda” yerine geçmekte, “elveda” kesin ve geri dönüşü olmayan ayrılığa işaret edebilmektedir. Bazen de alışılmış vedalaşma sözlerinin dışındaki kimi ifadeler de ayrılığı temsil edebilmektedir. Bir dua/ dilek cümlesi gibi görünen “Her şey gönlünce olsun”, söylenmemiş “ben den/bundan sonra” eksiltişiyle kullanıldığında, biten ve başlayan arasında kırgınlık taşıyan bir vedaya dönüşebilmektedir.

Veda söz konusu olduğunda dil dışı ifadelerden de söz etmek mümkündür. Bunlar bazen bir tebessüm, bazen bir hıçkırık, bazen bir damla gözyaşı, bir el ya da mendil sallayış olabilir. Vedanın sessiz, sözsüz ve kıpırtısız olanı, belki en elemli ve geri dönüşsüz olanıdır.

Şarkılarda Veda

Şarkılar, vedayı ya doğrudan ya da dolaylı anlatır. Adı veda yahut elveda olan şarkılar olduğu gibi vedalaşma anında söylenen sözcükleri veya ifadeleri ad olarak alan şar kılar da vardır. Farklı adlarda, ancak ayrılıktan söz eden şarkıların büyük bir çoğunluğu da veda anına yahut veda sözlerine yer vererek dolaylı biçimde vedayı işaret eder. Buradan hareketle hem veda/vedalaşma sözlerine şahitlik etmek hem de sözcüğün anlam türevlerine erişmek mümkün görünmektedir.

Adında veda/vedalaşma/veda sözleri yer alan şarkılar arasında birçok örnek gösterilebilir. Bu şarkılardaki veda, elveda sözcükleri, tek başına kullanılabildikleri gibi çeşitli kelime gruplarında tamlayan veya tamlanan unsur olarak isim veya sıfat görevinde de bulunabilmektedir. Veda, şarkılara ad olduğu yerlerde görevi doğrultusunda diğer ke lime ile kurduğu anlam ilişkisine bağlı olarak yeni nitelikler kazanır. “Veda Busesi”, vedanın bir hareketle teyit edilebilirliğini, “Son Veda” veda edişin tekrarlanma özelliği yanında kesin bir ayrılığı gösterebilmektedir. Bazen veda, “Veda Et Yeter” örneğinde olduğu gibi beklenen, belirsizliği ortadan kaldırması istenen bir davranış olarak da görüle bilmektedir.

Bunların dışında veda sözcüklerini sadece/ aynı zamanda bir nakarat unsuru olarak alan ya da konu olarak işleyen şarkılar da vardır.

Şarkılar vedayı öncesi, anı ve sonrası içinde bir duygu olarak yaşayanlarda bıraktığı izlenimler halinde anlatır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir