Temelden Paragraf

ZİHİNSEL KESTİRME YÖNTEMLERİ

ÖSYM Tarzı Makaleler – Yazılar 83

Daha önce de belirttiğimiz gibi, uyuşan çıkarsamalar kuramı ve birlikte değişim modeli insanları akılcı yaratıklar olarak görür. Bu düşünceye karşı olarak atıflarda düştüğümüz yanılgılarla ilgili bölümde insanların akılcı olmayan birçok düşünceye sahip olabileceğini belirttik: Ancak insanların akılcı olmayan düşüncelere sahip olmaları onların sosyal yargılarında akılcı olmaya çalışmadığı anlamına gelmez. Bununla beraber, insanların olaylar veya davranışlarla ilgili ‘akılcı’ açıklamalar bulmak için sis tematik gözlemlerde bulunduğunu söylemek de pek mümkün değildir. Örneğin, ya bancı markalı giysiler her zaman daha kalitelidir; pahalı lokantalarda yemekler daha iyi ve hijyenik şartlarda hazırlanır gibi düşünceler uzun ve sistematik gözlemler sonucu oluşmamışlardır; ancak, birçok insanın inandığı ve kararlar verirken başvurduğu düşüncelerdir.

İnsanlar olayların ve davranışların nedenlerini ararken, kendilerine zaman kazandıracak zihinsel kestirme yöntemlere başvurur. Ancak zihinsel kestirme yöntemlerden bahsetmeden önce bu yöntemlerin ardında yatan bilişsel süreçlere değinmekte fayda vardır.

Sosyal algının ortaya çıkmasına yol açan bir diğer önemli süreç de otomatik süreçlerdir. Otomatik süreçler nesneleri, düşünceleri ve olayları kategorilere ayırmamızı sağladığı gibi, bunlarla ilgili teoriler üretmemize de yardımcı olur.

Kontrollü süreçler, niyet ve kişinin iradeli kontrol, çaba ve farkındalığını gerektiren süreçlerdir. Örneğin; kalabalık bir otobanda önümüzdeki arabayı sollama kararı almamız bu tür süreçlerdendir. Otomatik süreçler ise, niyet, çaba ve farkındalık olmaksızın oluşan süreçlerdir ve o anda yer almakta olan diğer bilişsel süreçlere müdahale etmezler. Araba kullanırken vites değiştirmek otomatik süreçlere örnek verilebilir.

Otomatik süreçler sonucu oluşan kategorilere şema (schema) denir. Şemalar, bir nesne ya da düşünce hakkında zihnimizde oluşturduğumuz düzenli bilgiler bütünüdür. Bu bilgiler deneyimler sonucunda oluşur ve nedensel ilişkiler içerir.

Senaryolar: Sık gerçekleşen olaylar hakkında oluşturduğumuz şemalardır. Örneğin, herkesin restoranda yemek yemek ile ilgili bir senaryosu vardır. Dolayısı ile bir restorana gittiğimizde önce sipariş vermemiz gerektiğini ve yemeğimizi beklememiz gerektiğini biliriz. Kalıp yargılar: Etrafımızdaki insanlarla ilgili sahip olduğumuz şemalardır. Örneğin, bir yönetici yaşlı insanların unutkan ve yavaş olduğu kalıp yargısına sahipse, belli bir yaşın üstündeki insanların iş başvurularını değerlendirirken bu kalıp yargısının etkisinde kalacaktır (kalıp yargılara ve kalıp yargıların bir sonucu olan ayrımcılığa ilerleyen bölümlerde tekrar değineceğiz). Benlik kavramı: Kişilerin kendileriyle ilgili sahip olduğu şemalardır. Örneğin, yardımsever olma özelliği benlik kavramımızın bir parçasıysa, yardıma ihtiyacı olan bir kişiyle karşılaştığımızda hemen yardıma koşarız.

Örneğin, dersini aldığı bir psikoloji profesörünü gözlemleyen bir öğrenci bu profesör ile ilgili edindiği gözlemleri “psikoloji profesörü” şeması altında toplar. Bu öğrenci daha sonra bir profesör ile karşılaştığında, bu oluşturduğu şemadan yola çıkarak çıkarımlarda bulunur.

Şemalar deneyimlerimiz sonucu birikimsel olarak oluşabileceği gibi, bazı özel durumlar veya uyaranlar karşısında da etkinleşebilir. Bu duruma, hazırlama (priming) denir ve otomatik süreçlerin güzel bir örneğidir, çünkü hazırlamanın etkisi bilinçdışında ve kontrolsüz olarak kendini gösterir. Yukarıdaki örnekte bahsettiğimiz psikoloji profesörünün beyaz bir sakalı olduğunu düşünelim. Bu profesörü gözlemleyen öğrenci, beyaz sakalı olan bir başka kişi ile karşılaştığında farkında olmadan profesörü hakkındaki şeması etkinleşecektir.

Sahip olduğumuz şemalar ve hazırlama, zaman zaman davranışlarımızı da şekillendirir. Örneğin, yukarıdaki örneğe geri dönecek olursak, beyaz sakallı bir kişiyi profesör zanneden öğrenci bu kişiye kendi profesörüne davrandığı gibi saygılı davranacak, “siz” diye hitap edecek ve belki koridorda karşılaştığında kendisine kapıyı açacaktır.

Otomatik süreçler sonucu ortaya çıkan zihinsel kestirme yöntemlere geri dönecek olursak Tversky ve Kahneman, bir neden ararken kullandığımız basit ve yaklaşık kural veya kestirme stratejilere zihinsel kestirme yöntemler (heuristic) adını vermiştir. Bu kestirme yöntemler çok az miktarda düşünme gerektirir ve insanların kestirmeden, yargılama varmalarını sağlar. Yani, insanlar dikkatli muhakeme ve değerlendirme yapmaya uğraşmak yerine bazı ipuçları kullanarak bazı sonuçlara ulaşırlar. Bu esnada, konuyla ilgili etraflarındaki birçok bilgiyi göz ardı etme olasılıkları da ar tar. Şimdi, yaygın zihinsel kestirme yollarını beraber tartışalım.

  1. Temsile dayanan zihinsel kestirme yöntemleri

Temsile dayanan zihinsel kestirme yöntemleri (representativeness heuristics) kul landığımızda, bir kişinin hangi gruba ait olduğuna, onun o kategorinin ortalama veya tipik bir üyesine ne kadar benzediğine, yani o grubu ne kadar iyi temsil ettiğine bakarak karar veririz (Kahneman ve Tversky, 1973). Üniversitenizde kim olduğunu bilmediğiniz genç görünümlü ve üzerinde kot pantolon, t-shirt ve spor ayakkabılarla dolaşan bir kişiyi fakültenizde öğretim üyesi olarak mı, yoksa öğrenci olarak mı tahmin etme olasılığınız daha yüksektir? Genelde takım elbise ve kravat giyen hocalarınıza benzemeyen bu kişiyi bir öğrenci sanmanız, onu aykırı giyinen bir hoca sanmanızdan daha kolay olacaktır.

Temsile dayanan kestirme yöntemler, bir kişinin hangi kategoriye ait olduğuna he men karar vermemizi sağlar. Eğer bir kişi belli özelliklere sahipse, o özelliklerin hangi kategoriye ait olduğunu düşünüp, o kişinin o kategorinin bir üyesi olması gerektiğine karar veririz. Temsile dayanan kestirme yöntemler sadece kişilerle ilgili olarak kullanılmaz. Örneğin, satın alacağımız herhangi bir şeyle ilgili olarak da bu kestirme yola başvurabiliriz. Kaliteli malların pahalı olduğu inancı bizi, pahalı bir şey gördüğümüzde onun iyi olduğu çıkarımına götürür. Temsile dayanan kestirme yöntemleri kullanarak varacağımız yargılar doğal olarak davranışımızı da etkiler. Kılık kıyafet ve davranışlarından öğrenci olduğunu çıkardığımız kişiye bir hocaya davrandığımızdan farklı davranacağımız gibi, yüksek fiyatına dayanarak kaliteli olduğunu düşündüğümüz malı alma olasılığımız da artacaktır.

Bazı durumda insanlar, temsile dayanan kestirme yöntemini gereğinden fazla kullanırlar. Örneğin, Amerika’da gördüğümüz birinin Türk olduğu fikrine kapılabiliriz. Bu düşüncemiz, Türklerde sıklıkla görülen fiziksel özelliklere ya da İngilizceyi Türk aksanına benzettiğimiz bir aksanla konuşuyor olmasından kaynaklanıyor olabilir. Ancak, Amerika’da bir şehirde, o şehirden ya da en azından o ülkeden daha fazla insan olması ihtimalinin daha kuvvetli olduğunu ve orada bir Türk görme ihtimalimizin Amerikalı görmemiz ihtimalinden daha düşük olduğunu göz önünde bulundurursak, bu kestirme yöntemin bizi doğru sonuca ulaştırma ihtimali düşüktür. Temel oran bil gisi, bir toplumdaki farklı kategorilerin üyelerinin göreceli sıklığı hakkındaki bilgidir. İnsanlar temel oran bilgisini tamamen göz ardı etmemekle beraber, yeterince de kullanmamakta, kişisel görüntüye daha fazla önem vermektedirler.

  • Tutumlara dayanan zihinsel kestirme yöntemleri

Tutum, bireylerin bir psikolojik obje ile ilgili olumlu (bu gazeteyi seviyorum) ya da olumsuz (bu gazete kötüdür) düşünce ve duygulan içeren yaklaşımlardır. Örneğin, üniversitede okumak, iyi bir işte çalışmak, başkalarına yardım etmek vb. kavramlara karşı çoğumuz olumlu bir tutum sergilerken; güçsüzleri ezmek, yalan söylemek, dedikodu yapmakla ilgili birçoğumuzun tutumu olumsuzdur. Tutumlarınız birçok zaman davranışlarımıza yol açar. Tutumlarınız, objeleri, tercih edilen veya edilmeyen gruplara ayırmamızı sağlar. Tercih edilen gruplara insanlar daha sıcak bakar, onlara daha kolay yaklaşır ve onları koruyup överler. Tercih edilmeyen grupları ise reddeder, yok sayar ve suçlarlar. Örneğin, başbakanı sevmiyorsanız (ona karşı tutumunuz olumsuzsa), hükümetin başarısızlığını veya ülkenin kötü durumunu o baş bakanın politikalarının başarısızlığına bağlayabilirsiniz (onu tercih edilmeyen ‘kötü politikacılar’ kategorisine sokabilirsiniz).

Yaygınlık yanılgısı, bizimle herhangi bir konuda aynı düşüncede olan insanların oranının abartılmasıdır. ‘Eğer ben böyle düşünüyorsam, mutlaka başka insanlar da öyle düşünüyordur’ inancıdır. Herkesin bizim düşüncemizde uzlaştığı sanısıdır. Ross, Greene ve House, bir üniversite kampüsünde öğrencilere ‘Joe’nun yerinde yiyin’ baskılı bir tişört giyip giymeyeceklerini sordular. Giymeyi kabul edeceğini söyleyenlerin başka birçok insanın da kabul edeceğini düşündüğü ortaya çıkmıştır. Tişörtü giymeyi kabul etmeyeceğini söyleyen öğrencilerin de başka birçok öğrencinin bunu kabul etmeyeceğini düşündüğü görüldü. Bir başka deyişle, başkalarının bizim sevdiğimiz şeyleri seveceğini, hatta bizim yapmayı tercih edeceğimiz şeyleri yapacağını düşünüyoruz.

  • Ulaşılabilirliğe dayanan zihinsel kestirme yöntemleri

Diyelim ki, bir arkadaşınız size yeni bir araba almak istediğini ve Volkswagen’m X modelini düşündüğünü söyledi. Fakat siz, bu öneriye şiddetle karşı çıktınız, çünkü son iki ay içinde bir arkadaşınızdan bu arabayla kaza yaptığım ve başka bir tanıdığınızdan da bu arabanın, yeni almış olduğu halde, çok büyük masraf çıkardığını duydunuz. Böyle bir durumda, büyük olasılıkla arkadaşınızı bu modeli almaması yönünde ikna etmeye çalışırsınız. Bu çabanın sizin etrafınızda duyduğunuz ve belleğinizde yer etmiş sınırlı bilgilere dayanması kaçınılmazdır. Bu örnekte olduğu gibi, bir karar verirken ya da bir çıkarımda bulunurken (Volkswagen’in X modeli güvenilir değildir), en çabuk aklımıza gelen, belleğimizde en hızlı ulaşılabilir olan bilgilerden yararlanırız. Tversky ve Kahneman, buna ulaşılabilirliğe dayanan zihinsel kestirme yöntem (availability heuristic) adını vermişlerdir. Bu kestirme yöntemi kullanırken önemli olan, aklımıza gelme çabukluğudur.

Ulaşılabilirliğe dayanan kestirme yöntemler, “Bundan ne kadar var?”, “Bir olay ne kadar sık meydana geliyor?”, “En çok kim bize yardım ediyor” gibi soruları yanıtlamamıza yardım ederler. Bazen, belleğimizde hemen ulaşabildiğimiz bilgiler doğru olurken, bazen de yanlış olabilir. Yukarıdaki örnekte bahsedilen X model araba hak kında sahip olduğumuz olumsuz bilgiler, daha önce aynı model hakkında edinmiş olduğumuz olumlu bilgileri öylesine perde arkasına itmiş olabilir ki, belleğimizde o bilgilere ulaşmak çok zorlaşabilir. Bu durumda ulaşılabilirliğe dayanan kestirme yöntem bizi yanıltabilir.

Tutuma dayanan kestirme yöntemler başlığı altında bahsettiğimiz yaygınlık yanılgısı da, ulaşılabilirliğe dayanan kestirme yöntem ile açıklanabilir. İnsanlar kendileriyle ilgili bilgilere belleklerinde daha çabuk ulaşabilirler. Bu yüzden, başkalarının da, bizim belleğimizde kolayca ulaşabildiğimiz düşüncelere sahip olduğunu varsaymak çok daha basittir.

Ulaşılabilirliğin iki çeşidi vardır. İlki, bazı şemaların geçmiş özyaşantılardan dolayı sürekli ulaşılabilir olmasıyla ilgilidir. Ilık bir havada sokakta yürürken bir köşede üşüdüğü için üstündeki gömleği çekiştiren ve titreyen birini gördüğünüzü düşünün. Eğer ailenizde yakın zamanda zatürre geçirmiş biri varsa bu hastalığa yakalanmış birinin tipik davranışları zihninizde çok ulaşılabilir bir yerde olacaktır ve sokaktaki adamın davranışlarını zatürre hastalığı ile açıklama ihtimaliniz yüksek olacaktır.

İkincisi ise, bazı ayırıcı özelliklerin geçici olarak zihninizde rastgele sebeplerden ötürü ulaşılabilir olmasıdır. Bir olayla karşılaşmadan hemen önce ne yapıyor olduğu muz, zihnimizde bazı ayırıcı özellikleri ulaşılabilir kılar ve karşılaştığımız olayı o yönde yorumlamamıza sebep olur. Yolda yürürken titreyen adamı görmeden önce son zamanlarda okuduğunuz, psikiyatrik hastanede geçen bir romanı düşünüyorsanız, adamın davranışlarını akıl hastası olmasına bağlayabilirsiniz. Benzer şekilde, o adamı görmeden önce yolun karşı taralında hastaneye giren birilerini gördüyseniz, üşüyen adamın da hasta olduğunu düşünme olasılığınız artar. Bu örnekler, son zamanlarda olan tecrübelerin bir şema, ayırıcı özellik ya da kavramın ulaşılabilirliğini arttırmasını yani ipucu vermeyi, hazırlamayı örneklemektedir.

  • “Dayanak ve Adaptasyon” zihinsel kestirme yöntemleri

Bir sayı ya da değerin başlangıç noktası olarak kullanılıp daha sonra duruma uyarlanmasına dayanak ve adaptasyon kestirme yöntemi (anchoring and adjustment heu ristic) denir. Bu yöntem, dayanak noktası konuyu iyi temsil ettiği durumlarda iyi bir stratejidir. Örneğin, bir savcı tecavüzle suçlanan bir sanığa ne kadar ceza vermesi gerektiği konusunda, çok güvendiği kendisinden daha tecrübeli bir savcıya danışıp onun önerdiklerinden esinleniyorsa, bu çıkış noktası mantıklı ve makuldür. Ancak araştırmalar rastgele sayıların da insanların kararlarını etkileyebildiğini göstermiştir. Tversky ve Kahneman, bir çarkıfelek çevirmişler ve deneklere gelen numaranın Birleşmiş Milletler’deki Afrikalı ulusların sayısından fazla olup olmadığını sor muşlardır. Çarkıfelek daha yüksek rakamlar üzerinde durduğunda, insanlar Birleşmiş Milletler’de daha fazla Afrikalı ulus olduğu tahmininde bulunmuşlardır. Benzer da yanak etkileri başka çalışmalarda da bulunmuştur.

Dayanak ve adaptasyon kestirme yöntemi bazen kendi tecrübelerimizden genelle meler yaparken de kendini gösterir. Arkadaşlarınızın çok beğendiği ve sürekli bahsettiği bir restorana siz gittiğinizde, siparişleriniz geç ve soğuk geldiyse, garson size kaba davrandıysa, bu durum sizin o restoranla ilgili fikrinizi etkiler, bu durumun belki bir kereye mahsus olduğunu bilmenize rağmen. Bunun gibi durumlarda yanlı bilgiden genel bilgiye yaptığımız genellemelere yanlı örnekleme denir

Zihinsel Kestirme Yöntemlerini Daha Çok Ne Zaman Kullanırız?

Hangi koşullarda düşünüp akılcı kararlar vermek yerine, zihinsel kestirme yön temlerini kullanıyoruz? Belli bir konuda dikkatli düşünmeye zamanımız olmadığında, bir konuyla ilgili dikkate alabileceğimizden çok daha fazla bilgi olduğunda, söz konusu olan konu bizim için çok önemli olmadığı için fazla düşünmek istemediğimiz zamanlarda zihinsel kestirme yöntemleri kullanma olasılığımız artar. Bir konu hak kında fazla bilgimiz yoksa ve yine de bu konuda karar vermemiz gerekiyorsa veya içinde bulunduğumuz durum belli bir kestirme yöntemini bize hemen çağrıştırıyorsa, yine kestirme yöntemleri kullanmak kolaylaşır.

Unutmamamız gereken bir diğer nokta ise kestirme yöntemleri kullandığımız bir başka alanın önyargılar olduğudur. Kestirme yöntemler sonucu otomatik olarak elde ettiğimiz bilgiler bir grup kişiye dair önyargılarımızı oluşturur. Zaman zaman çok önemli sonuçlar doğurabilen önyargılardan ileriki bölümlerde detaylı olarak bahsedeceğiz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir